Türk halkının büyük çoğunluğu ile Batı karşıtı hale geldiğini gösteren araştırmalar birbirini izliyor.
"Ne pahasına olursa olsun iktidar" diyen siyasetçilerin çok, onlara fren yapacak güçlerin zayıf olduğu bizim gibi toplumlarda tehlikeli bir tırmanıştır bu.
Çünkü Batı'ya karşıtlık, makulü aşarak düşmanlığa yakın hale geliyor. Bu tablonun hem milliyetçi hassasiyetten, hem de dinden kaynaklanan sebepleri vardır.
AB müzakerelerinin doğurduğu güvensizlik daha kolay onarılabilir. Ama Amerika'ya karşı Türk halkında büyüyen olumsuz duygular öyle görünmüyor.
İki ülkeyi yönetenler ortak vizyon belgeleri oluşturmadan önce toplumlar arasındaki bu sağlıksız gidişe kafa yormalılar. Amerika'yı bizim kadar güvenilmez bulan başka bir millet yok şu anda dünya üzerinde. Buna şaşmamak lâzım. Çünkü Irak savaşı ile ABD "komşumuz" olmuştur. Bu komşuluk Amerika'nın iyi bir müttefik olmadığı duygusunu vermiştir Türk halkına.
Türk askerine çuval geçirme olayını, Irak'taki rezilce tecavüzleri, Filistin-İsrail meselesinde bir süper güce yakışan adaletten nasipsizliğini bir an unutsak bile, pazar günü VATAN'da çıkan bölge haritası "Amerikan düşmanlığı "nı açıklamaya yetecek rezalettir!
Efendim Ortadoğu'da sınırların ırk ve din-mezhep temelinde yeniden çizilmesini, Türkiye'nin bölünmesini, Irak'ın parçalanmasını ve bağımsız Kürt devleti kurulmasını öneren emekli albayın hiçbir resmi kimliği yokmuş, bir düşünce kuruluşunda çalıştığı için dedikleri yönetimi bağlamazmış...
Bu gerekçelere kendileri inansalardı Metal Fırtına kitabı ve Kurtlar Vadisi-Irak filmi, Türk halkının duygularının yansıması sayılıp Washington'un sitemlerine hedef olmazdı.
Bush politikaları, zaten bir süper gücün adaletini temsil etmiyor. Üstüne eklenen böylesi densizlikler, yani ülkelerin bağımsızlığına, toprak bütünlüğüne, ulusların onurlu yaşama hakkına saygı göstermeyen tutumlar, güvensizlik uçurumunu daha da derinleştiriyor.
Amerika Türkiye'nin ve bölge ülkelerinin dostluğunu tekrar kazanmak istiyorsa bunu hak etmek için zahmete katlanmak zorundadır.
Bu kafa ile şu anda sadece düşman kazanıyor.
Tunceli'deki tecrübe
Ben bu rastlantıyı kaderin bir cilvesi olarak gördüm.
Tunceli'de kızlardan oluşmuş bir folklor ekibi, resmi bir açılış töreninde gösteri yaparken Meclis Başkanı Arınç mutlu olsun diye tarz değiştirdi. Kızların boyunlarındaki fularlar bir anda başörtüsüne dönüştü.
Aynı gün Başbakan Erdoğan, Tokat'ta partisinin kongresinde şöyle sesleniyordu:
"Halkımızı başörtülü ve başı açık diye ayırt etmeyin!"
Bu ayrımı kim, hangi amaçlarla yapıyor?
Başbakan, Tunceli'de Cumhuriyet Bayramı'nda başları açık olan folklorcu kız çocuklarının Arınç'ın önünde niçin ve kimlerin önerme veya baskıları ile kapandıklarını merak ederse doğru cevabı hemen bulabilir.
Tunceli olayı, türban yasağı kalktığı takdirde, bu yasağı baskıcılara karşı kullanan kızların ve kadınların nasıl savunmasız duruma düşeceklerini gösteren ibretli bir tecrübedir.
Nasıl dostluk bu?
Türk halkının büyük çoğunluğu ile Batı karşıtı hale geldiğini gösteren araştırmalar birbirini izliyor...
Haberin Devamı

