Nasihatler tutulmuş..

Haberin Devamı

Sınavdan sınava fark var. Her zaman bir yanlış bir doğruyu götürmez.

Öyle yanlış vardır ki onun bir tanesi bile bütün doğruları yerle yeksan eder.

Özellikle rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasının gündemi kapladığı Aralık ayından beri cemaat okulları üstünde sert, hatta acımasız bir eleştiri ve tartışma devam ediyor.

Bu okulların kapatılması kararı, tehdit niteliğini aşan bir iddia eşliğinde geldi ve açıklandı.

AKP’ye benzersiz bir iktidar gücü sağlayan cemaat ve başındaki hoca ne oldu da bir anda “tüm kötülüklerin kaynağı” olarak suçlandı ve korkutucu bir cezaya mahkûm edildi?

Başbakan’ın bu kararı açıklarken seçtiği söylem “inlerine gireceğiz, köklerini sökeceğiz” ifadesidir.

Cemaat okullarının kapatılması kararı, bir paralel devlet, daha doğrusu suç örgütü oluştuğuna dair algıların yayılması üzerine açıkça ilân edilmiştir.

Yargı kararı olmalı

Bir yandan kamu otoritesi öbür yandan paralel örgütler gücü gücü yetene tarzında bir varlık - yokluk savaşı veriyorlar.

Tahrip edici bir yöntemdir bu ve hukukun üstünlüğüne dayalı toplumlarda oluşmasına, yaşamasına asla izin verilmez.

Aynı şekilde dershanelerin kapatılması, ortada somut suç isnatları bulunduğuna göre yargı kararları ile hayata geçmelidir.

Kamu vicdanını tatmin etmenin başka yolu yoktur.

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk bu eksiği dileriz giderir.. Başkan Koncuk CHP lideri Kılıçdaroğlu’na yaptıkları yardım çağrısının olumlu karşılandığını açıkladı.

Dershanelerin Anayasa Mahkemesi’ne gitmesi iyi olacaktır.

Toplumun içinin rahat olması gerekiyor.

Hoca’nın öğütleri

Tartışmanın yarattığı kavram karmaşası bitmelidir. Bakarsınız cemaatin ikna edilmesi bu şekilde mümkün olacak, suçlandığı noktalarda yön ve yöntem düzeltmelerine kendileri talip olacaklardır.

Ben şahsen cemaatin söylemi ile, eylemi ile paralel devlet oluşturmakla suçlanmayı hak etmediğini söyleyemiyorum.

Bu şüphe, Fethullah Gülen’in Amerika’ya göç ettiği 15 yıl öncesi, arkasında bıraktığı kaseti dinlerken bende uyanmıştı.

Gülen o kasette kendisini izleyenlere özet olarak “adliyede, mülkiyede çoğalmalarını, devletin hayati merkezlerini tutmalarını, tehlike anlarında sabırla normalleşmeyi beklemelerini” tembih ediyordu.

Yaşadığımız son kriz, bu talimatlara uyulduğunu gösteriyor.

Bir inanç dayanışması zemini olarak cemaate evet, ama o zemini siyasi ve maddi fırsatların anahtarı olarak kullanmaya hayır!

DİĞER YENİ YAZILAR