Gandi "Dünyayı nasıl görmek istiyorsan öyle ol" demişti; ne güzel bir öğüttür.
Gerçekten de herkes karşısındakinden beklediği ahlâk ve fazileti kendi eylemlerinin temeli yapsa hayat bayram olurdu. Dünyada ne haksızlık, ne yolsuzluk, ne kavga olurdu.
Deniz Baykal, rüşvete bulaştığına hükmettiği için Mustafa Sarıgül'ün CHP'nin başına geçemeyeceğini savundu. Namuslu bir misyondur ama partinin yeni bir lidere mecburiyetini gürültüye getirme bahanesi yapması suç değilse bile siyasi bir vebaldir.
Buna rağmen kendi belirlediği delegelerden oluşan kurultayda Sarıgül 460 oy almıştır.
Ne demek bu?
Lider değişikliği gereğine inananlar, Sarıgül'e rağmen kurultayın üçte birine yükselmiştir. Sarıgül'e oy veren delegeler, Baykal'ın hukuk ve ahlâk temelinde inşa ettiği mücadelesini samimi bulmamışlardır.
Sarıgül itiraf etti
Bunun için zaten bir sebep vardı:
Baykal Sarıgül'ü, rüşvet dosyasını bile bile CHP'ye aldı. Sarıgül koltuğuna göz dikince dünyayı ayağa kaldırdı.
VATAN'ın dün ortaya attığı sorular, samimiyet noktasındaki şüpheleri derinleştirecektir.
Şişli Belediyesi'nin açtığı ağaç alım ihalelerini son kurultayın Baykalcı Divan Başkanı Şinasi Öktem'in aile şirketi, bilgisayar ihalelerini de Baykal'ın Özel Kalem Müdiresi'nin eşine ait firma kazanmıştır.
Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül bu haberi doğrulamıştır.
"Peki bu iki firma ile ilgili olarak parti yönetiminden telkin geldi mi?" sorusuna "Yorum yok" cevabını vermiştir.
Bu tespit şu aşamada özellikle Baykal'ı CHP'li belediyeler yoluyla yandaşları menfaatlendirme geleneğine göz yumduğu suçlamasının hedefi yapmaya elbette yetmez. Ama Sarıgül'e gösterilen tepkinin, ahlâki faziletleri savunmaktan daha öte kaygılarla köpürdüğüne karine sayılabilir.
Sahte demokrasi
CHP'nin asıl sorunu temizlik değil başarısızlıktır. Bu başarısızlığın nedeni de Deniz Baykal'ın halka artık umut, güven ve heyecan vermemesidir.
Son kurultay, lideri değilse bile partinin fikirlerini mi değiştirecektir? Halkla bütünleşmesine mi yardım edecektir? Hayır..
Baykal ve dar kadrosu, engin tecrübesi (!) ile "temiz siyaset" adına partide temizlik yapacak, olağan kurultaya kadar bütün muhalifleri biçecektir.
Olağanüstü kurultay, başı yenecek delegelerin listesini çıkarmıştır.
Siyasetin sorunu, çarpık partiler ve seçim kanunudur.
Türkiye'de bir partiyi ele geçiren lider, kurultaylarda oyunu isteyeceği delegeleri kendi seçiyor. Sapanları, sadakatine güvendiği adamlarla hemen değiştiriyor.
O yüzden de partiler yenileşemiyor. Liderleri ile birlikte eskiyor, seçimlerde halk tarafından tasfiye ediliyor.
Demokrasi kurumlaşamadığı için ya koalisyonlara mahkûm oluyoruz ya da muhalefet tecrübesi bile kazanmadan iktidar olan yeni partilerle kumar oynuyoruz.
Namus ticareti
Gandi "Dünyayı nasıl görmek istiyorsan öyle ol" demişti; ne güzel bir öğüttür
Haberin Devamı

