Namus borcu

Başbakan'ın medya ile ilişkiler ve yolsuzlukla mücadele konularında temel bir yanlışı var

Haberin Devamı

Başbakan'ın medya ile ilişkiler ve yolsuzlukla mücadele konularında temel bir yanlışı var.

Adana'da "medya yazdı diye adam almayacaklarını" söylerken, basın özgürlüğünü demokratik toplumun vazgeçilmezi kabul eden bir siyasetçi gibi konuşmamıştır:

"Varsa belge getirirsiniz, biz arkasını kovalarız. Kendi özel işleriniz için gelip bizimle konuşuyorsunuz. Elinizde belge varsa getirin, iktidarı gölgelemeyin.."

En azından kendi iddiamıza sahip çıkma hakkımızla itiraz ediyoruz:

1- Bizim özlemimiz, yolsuzluk batağından kurtulmuş bir ülkede yaşamak ve bu yöndeki çabaları desteklemektir; iktidarı gölgelemek değil.

2- Görevimiz haber vermektir; hükümete muhbirlik yapmak değil.

3- Medyayı toptan suçlayan bir başbakanın vebali, hiç bir gerekçe ile mazur görülemez. Özel işlerini konuşmak için kapısını çalan medya kuruluşlarını dinlemek, asıl kendisini hukuki, siyasi ve ahlâki sorumluluk altına sokmuştur.

"Açtırma ağzımı!"
Değişim vaad ederek gelen Tayyip Erdoğan, Türkiye'deki yolsuzluk batağını derinleştiren alışkanlığı sürdürüyor: "Yazmayın, konuşmayın, yoksa ben de konuşurum!"

Unutmamak lâzım ki "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" zihniyeti şimdiye kadar sadece "yılan"ların çoğalmasına yaramıştır. Başbakan bir namus borcu altına girmiştir.

"Kendi özel işleriniz için gelip bizimle konuşuyorsunuz" dediği medya kuruluşları hangileridir?

Ne istemişler ve ne almışlardır?

Açıklasın.. Yolsuzlukla mücadele fazilettir. Bu yolda uzlaşma olmaz. Tehdide dayalı mütarekeler yapılamaz.

Gücünü dürüstçe "temiz toplum" hedefi için kullananları, hükümetten menfaat talep edenlerden açıkça ayırmayan bir üslup sorun çözemez.

Susma hakkı yok
Temizle kirlinin ayırt edilmediği bir ortam sadece yolsuzlukla beslenenlerin cüretini arttırır.

Başbakan Erdoğan bunu bilmek zorunda değil mi?

Vaktiyle ingiltere'de bir gazete "parlamenterlerin yarısı hırsız" diye yazmış. Parlamentodan baskı gelince sözde bir düzeltme yayınlamış ertesi gün:

"Parlamenterlerin yarısı hırsız değil!"

"Eksik ihbar"ını, kelime oyunu yapmadan, yolsuzlukla mücadeledeki samimiyetini ispatlayacak bir açıklıkla tamamlamasını Başbakan'dan bekliyoruz.

Bu konuda susma hakkı olamaz.

Aksi halde iktidarın, kendisine zarar vermediği sürece kirlenmiş güçlerle bile dost olabildiği kanaati ortaya çıkar ki bu, asla yaşamak istemediğimiz bir sondur.

DİĞER YENİ YAZILAR