Nalıncı keseri

Bizim toplumda "bal tutan parmağını yalar" sözü ahlâki bir zaafı değil hayatın gerçeğini ifade eder

Haberin Devamı

Bizim toplumda "bal tutan parmağını yalar" sözü ahlâki bir zaafı değil hayatın gerçeğini ifade eder.

Çünkü kişilerin ellerine geçen gücü kendilerine menfaat sağlamak yolunda kullanmalarına artık millet alışmış, alıştırılmıştır.

Bir gruba haksız menfaat sağlamak, öteki insanlara haksızlıktır. Buna kim itiraz edecek?

Tabii önce milletin meclisi, sonra da yargı.. Yazık ki meclis öncü rolünü oynayamıyor.

Parlamenterlerin milletvekili maaşı alırken en yüksek dereceden emeklilik maaşı da almalarını öngören "kıyak emeklilik" yasası 1992 yılında çıkarılmıştı. Haksızlığı Anayasa Mahkemesi iptal kararı ile önledi.

Ama meclis, Anayasa'nın manevi cebir yoluyla ihlâli anlamına gelecek bir inatla yasayı yeniden çıkardı ve kıyak maaşlar alındı.

Hazinenin kara deliği emeklilik sistemi şimdi reform gündemindedir. Parmak yalayanlar, yasa delinmezse avuçlarını yalayacaklar.

Çünkü halen iki yıl milletvekiliği yapmış olanlar bile kıyak emekliliği hak ediyor. Milletvekilleri daha önce SSK ve Bağ-Kur'a düşük primler ödemiş olsalar dahi kendilerine en yüksek devlet memuru düzeyinden emekli maaşı bağlatıyorlar.

Sosyal Güvenlik Reformu bu ayrıcalığa son verecektir. Milletvekilleri, ödedikleri primin hak edeceği emekli maaşını alacaklardır.

VATAN muhabirleri, kıyak emekliliğe dokundurmamak için "kıyak lobisi"nin hemen harekete geçtiğini tespit ettiler. İktidar ve muhalefet partilerinden bir grup milletvekili, bu adil ve ahlâki düzenlemenin kendilerini kapsamaması için yoğun kulis uyguluyormuş..

Kanun yapma gücünün sahibi meclis, ahlâki değerlerin de savunucusu olmalı.

Ama gücünü egoizme alet eden insanlar bunu yapamaz.

Tersine, fırsat geçtiği zaman kendine yontmayı herkese önermenin yanlışına düşer.

Baş edilemeyen yolsuzlukları da bu zaaf beslemiyor mu?

Siyaset kurumunun itibar kazanamamasına hep parmak yalayanlar sebep olmuyor mu?

Meclis Başkanı ne istiyor?
Problemi yanlış koyanlar problemin kendisi olurmuş..

Meclis Başkanı Bülent Arınç bunu ispatlıyor.

Dün NTV'ye verdiği mülakatta Anayasa Mahkemesi'ni kapatmaktan değil kaldırmaktan söz ettiğini söyledi. Ne fark ediyorsa!

Arınç, makamının gerektirdiği tarafsızlığı çiğnemek pahasına türban kavgasının silâhşorluğunu yapıyor.

Oysa partisinin tercihi bu sorunu soğutarak güçlendireceği istikrar ortamından daha önemli ve öncelikli ülke meselelerini çözmek amacında yararlanmaktır.

Bülent Arınç bu politikaya ters düşüyor. Niye?

CHP Grup Başkan Vekili Halûk Koç, toplumda oluşan kanaati doğrulayan bir tespit yapmıştır dün.

Son günlerde Ege'deki karasuları sorunu dahil "bir şeyleri kaşımaya" başlayan Annç'ın çıkışlarına şu yorumu getirmiştir:

"Parti içi iktidar kavgasıdır bu. Kim cumhurbaşkanı, kim başbakan olacaktır kavgasının dışa yansımasıdır Annç'ın açıklamaları.."

Arınç'ın bu koltukları istemesi yasak da değildir ayıp da değildir.

Ayıp olan, bu kavgayı Meclis Başkanı sıfatını taşırken yapmasıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR