Partilerin kapatılmasına karşıyım ama...” diye başlayan konuşmaları çok duyuyoruz.
Batılılar “Ama’dan önceki sözlerin hepsi yalan” derler.
Tuhaf olan Avrupa’dan gelen eleştirilerin hemen tümünün “amasız” olması.
Bunu bir yere kadar anlamak mümkündür. Çünkü Batı demokrasileri, iktidarı ele geçirmek uğruna her şeyi göze almış radikal dinci ideolojilerin hedefi değildir. Onun rahatlığı içindeler.
Başbakan’ın çok sevdiği bir söz var hani; “Bekâra karı boşamak kolay” diye, tam öyle...
Aslında AB ülkelerinin cehaletleri büyük ölçüde bizim muhalefetin etkisizliğinden geliyor. CHP uluslararası zeminlerde demokrasimizin riskleri konusunda aydınlatıcı olamıyor.
Avrupalılar komünist parti kapatıyor Nazi ve faşist partilerine izin vermiyor. Sandıktan çıktığı zaman Avusturya’da olduğu gibi anında boğuyor.
Müslüman bir toplumda şeriat rejiminin gelmesi, demokrasinin sonsuza dek gitmesi demektir; bilmiyorlar mı?
Bilmeyenlere anlatmak veya samimi olmayanları kamuoyu önünde düzeltmek bizim görevimiz değil mi?
İnsan yabancıların körlükteki bu ısrarı karşısında şüpheye düşüyor:
Türkiye’ye yatırım yapan yabancı sermaye, dünyanın en yüksek faizini alıp götürüyor. Bu çağdaş sömürgeciliktir.
Acaba bu yağma düzeni bozulmasın diye mi böyle davranıyorlar?
Yoksa şeriat gelir ve demokrasi giderse Türkiye’yi AB’ye almamak için bahaneler üretmek mecburiyetinden kurtulacaklar; bir yandan da bunu mu gözetiyorlar?
Uluslararası ekonomi ve siyaset dünyasının pusulalarından Financial Times gazetesi de nalıncı keseri gibi ama yine de kendisinden önce yorum yapan Amerikan ve İngiliz gazetelerinden biraz daha insaflı davrandı dün.
Mesela parti kapatarak kendini savunan rejimimizi o da alaya almakla beraber bizim de altına imza atacağımız bir gerçeği ortaya koydu.
Şöyle:
“Erdoğan seçimden sonra daha büyük güce sahip. Ancak gücünü Türkiye’yi kasıla kasıla dolaşıp popülist konuşmalar yaparak ve türban yasasını çıkarmaya çalışarak kullanmaya çalışıyor. Oysa ki bundan daha önemli işleri var...”
Doğrudur, gücünü toplumsal bölünme ve gerilim yaratan dinci hedefler için israf etmesi büyük basiretsizliktir!
Cin çıktı!
Karı-koca tenis oynuyorlarmış.
Ters bir vuruşla top yandaki villânın camlarını indirmiş. Orta yaşlı çift gidip kapıyı çalmışlar.
Zeki bakışlı, cin gibi bir adam açmış.
- Camınızı kırdık, zararınızı ödemek istiyoruz.
Kapıdaki adam coşku ile cevap vermiş:
- Ne özrü; siz benim kurtarıcımsınız. O top benim 50 yıldır kapalı olduğum şişeyi de kırdı ve dışarı çıkmamı sağladı. Ben cinim, dileyin benden ne dilerseniz!
Uzatmayalım, adam 25 milyon dolar para, kadın ise bir villa istemiş. Cin de bu servetin adlarına hemen kayıt olduğunu söylemiş. Ama cin bir şart öne sürmüş:
- Elli yıldır kadın kokusuna hasretim. Bir saatliğine eşinizle yalnız kalabilir miyim?
Bir saat sonra memnuniyet-mahcubiyet duyguları arasında sıkışmış giderlerken cin arkalarından seslenmiş:
- Beyefendi, siz kaç yaşındasınız?
- Elli yaşındayım.
- Bu yaşta halâ cin hikâyelerine inanıyor musunuz?.....
Sağladıklarını sandıkları menfaatler yüzünden iktidarların kusurlarını görmemekte direnen açgözlülere ithaftır!

