Başbakan dün sanatçılar karşısında şarkılar ve şiirlerle örülmüş kadife gibi bir konuşma yaptı.
Kürt açılımına sanatçıların desteğini sağlamaktı amacı.
Duygulu söylemleri hem sanatçıları, hem TV’den izleyen vatandaşları etkilemiş olmalıdır.
Ama daha önemli olan şey bu söyledikleri Başbakan’ın siyaset üslubunda değişim sağlayacak mı?
Sağduyulu insanların asıl merakı bu.
Duygu yoğun şarkılar ve deyişlerle oynamayı seven ve bunu da iyi yapan bir metin yazarı ekibi var Başbakan’ın.
Kendisi de şiirleri ve hamaset içerikli metinleri çok iyi okuyor.
Dünkü konuşmasında “Hatasız kul olmaz; hatamla sev beni” şarkısına da atıfta bulundu.
Bu şarkıyı hatırlatan Başbakan’dan, bazı hatalarını kabul ederek değişmeye karar verdiğini zannedersiniz değil mi?
Aksi halde maksadının, popüler istismar alanlarında rant kovalamak olduğunu düşünürsünüz.
Yazık ki o ihtimal galip geldi; Başbakan hemen sonra TOKİ açılışında, şarkısız, şiirsiz söylevlerinin sinirli, suçlayıcı, dediğim dedik tutumu içinde yine ağzına geleni söyledi.
Acaba partide “Kendim ettim, kendim buldum” diyen bir şarkının bulunduğunu hatırlatarak AKP repertuarına dahil edilmesini önerecek bir âkil adam yok mudur?
Bağımsızlık ilk şart
Adaletin kaybolduğu, devlet gücünün hasım sayılan kişi ve kurumlara eza, cefa yaratmak amacıyla kötüye kullanıldığı bir dönem yaşıyoruz.
Deniz Baykal dün CHP Bolu kongresinde şunu dedi:
“Darbe dönemlerinde hukuk askıya alınır yalan ve iftira işler, zulüm düzeyinde haksızlıklar yapılır. Toplu gözaltılar, tutuklamalar hukuk dışı özel yargılama süreçleri iftiralar... Türkiye’de bir darbe yapıldı da haberimiz mi yok?”
Yargıyı ele geçirmeye yönelik teşebbüsü Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun “can havliyle” ortaya koyduğu savunma refleksi sayesinde şimdilik püskürtülen iktidar bunca tartışmadan keşke gerekli dersi çıkarabilseydi.
Ama hayır; Başbakan dün Ankara’daki derin labirentlerden, kirli senaryolardan söz edip “Yargının tarafsızlığı da bağımsızlığı kadar önemli” diyerek kavgayı bitirmeye niyetli olmadığını belli etti.
Sanki bağımsız olmayan bir yargı tarafsız olabilirmiş gibi...
Devlet krizi yaratan olayı, iktidara bağımlı savcıların çıkardığını dünya âlem görmemiş gibi...
Şarkılardaki AKP...
İktidar önderleri muhalefetten gelen şu sorunun dürüstçe cevabını vermelidir.
Halkın zihnini de bu meşgul ediyor çünkü:
“Ülkeyi 8 yıldır tek parti hükümeti yönetiyor. Cumhurbaşkanı onlar tarafından seçildi, Başbakan iş başında; daha ne istiyorsunuz? Şu ülkeyi milletin ağzının tadını bozmadan, huzurunu kaçırmadan Anayasa’ya, hukuka, demokrasiye, adalete uygun bir biçimde yönetmenin önünde ne engel var?”
İktidar her gün yeni bir kriz üretiyor.
Yaratılan bu yüksek gerilimin sebebi, asıl amacı nedir?
Sadece milletin dikkatini başarısızlıklardan başka yere çekmeye yönelik “cambaza bak” tertibi mi söz konusu olan, yoksa ortada daha vahim bir tehlike mi var?
TBMM Milli Eğitim Komisyonu üyesi olan AKP milletvekili Avni Doğan şunu demiş:
“Bu memlekette kimin kızının başı örtülü kimin çocuğu imam hatibe gidiyor hepsini fişlemişler.. Eee şimdi biz onları fişliyoruz. İnşallah sıra bizde. Yapmaya çalıştığımız bu arkadaşlar!”
Şarkılardaki AKP hayaldir arkadaşlar!
Müzikal kriz
Haberin Devamı

