AKP kurmaylarının kurdukları yüzde 40’lık seçim zaferi hayali gerçekleşebilir mi?
Normal şartlarda hayır.
Bunun için AKP’nin önceki seçimde topladığı 14 milyon oyun üstüne 3 milyon 232 bin daha koyması gerekiyor.
Bu çapta ek desteği hak edecek bir başarı elde etmiş değillerdir.
Makro ekonomide sağlanan iyileşmenin meyvelerini sermaye kesimi topluyor. Ama onların memnuniyeti işsiz, mutsuz ve kızgın gençlere istihdam yaratmadı henüz.
İktidarın performansı en fazla geçen seçimdeki oylarını koruyup yeni seçmenlerden de payına düşeni almasını haklı gösterebilir; fazlasını değil.
Öyle bir durumda, barajı ikiden fazla partinin geçeceği de görüldüğüne göre AKP’nin tek başına hükümet kurmasına yetecek sandalye sayısını ya kıl payı yakalaması veya eşiğinde kalması lâzımdır.
Bu tabloyu AKP lehine bozacak tek faktör muhalefetin rekabetteki yetersizliği olabilir.
Ve bu oluyor.
Muhallebi gibi muhalefet, AKP’nin en büyük avantajı olacak görünüyor.
Nereye baksanız AKP bayrağı, Erdoğan posteri. Gazeteler ve TV’lerde, her yerde onlar var. Çünkü AKP bir günde üç miting yaparken öbürleri üç günde bir yapıyor.
Muhalefet iz bırakacak şeyler de söyleyemiyor. “Biz varken terör yoktu, siz geldiniz patladı” mesajını bile bu netlikte verebilen olmadı.
Dün Baykal, ciddi sorunlar varken ülkeyi cumhurbaşkanı seçimi tartışmasına kilitlediği için AKP’yi eleştirdi. Ama basın toplantısını aynı tartışmaya odaklamak suretiyle bu yanlışa katkıda bulundu.
Seçimden sonraki uzlaşma koşullarını sıralarken, eşinin başı kapalı bir cumhurbaşkanı adayını kriterlere uygun olması koşulu ile mesele yapmayacaklarını söylemesi “iş kazası” sayılamaz, ayağına ateş etmekti.
Cumhuriyet mitinglerini motive eden en önemli itirazı kaldırdığı zaman CHP’ye oy vermek için geriye ne sebep kalıyor?
Kaderin intikamı
Bu ülke 1960 darbesinden sonra cumhurbaşkanını “köpek davası”ndan yargıladı.
Celâl Bayar, hediye bir Afgan tazısını satıp parası ile bir köye çeşme yaptırmıştı.
Yassıada’da devlet olanakları ile kendisine manevi çıkar sağladığı suçlamasına hedef olarak hesap verdi.
Dün Maliye Bakanı Unakıtan’ın Eskişehir’de milletvekili adayı olarak yaptıklarını okuduğum zaman ilâhi adaletin vurdum duymaz toplumlara ne kadar ibretli cezalar verebildiğini düşündüm.
Unakıtan, CHP’nin kalesi Eskişehir’i fethetmek isteyen AKP’nin bulabileceği en sınır tanımaz adaydır.
İşe Eskişehirspor futbol takımının birinci lige çıkması umudunu yaratacak transferleri yaparak başlamış, stadyumun üstünü kapatacağı sözünü vermiş, parasızlıktan duran yol ve kavşakların önünü açmış, havaalanı için pahalı bir istimlâk faaliyetinin kararını çıkartmıştır.
Maliye Bakanı “Para bizde, anahtarlar bende” diyormuş.
Siyasi ahlâk ve rekabetin adaleti hoyratça tecavüze uğrarken, Bayar’ı Yassıada’da yargılayan hakimler mezarlarına sığıyorlar mı acaba!

