Hafta sonunda Türkiye, umut ve onur veren günlerinden birini yaşadı.
Çamaşır makinesi ve yeni teknoloji TV tesislerinin açılışı yapılan, bulaşık makinesi fabrikasının temeli atılan Vestel, dünya pazarlarına kabul ettirdiği markalarının 2005 yılı ihracat hedefini 3 milyar dolar olarak koydu.
Bu yıl 2 milyar dolara yakın ihracat gerçekleştirecek olan Vestel, Manisa'da yan sanayi ile birlikte 100 bin kişiye iş imkânı sağlayan bir teknoloji devi oluyor.
Vestel'i yaratan Zorlu Holding sahip ve çalışanları her övgüyü hak ediyor.
Borca batmış bir şirketi satın alarak üç krizden geçirirken büyüten Zorlular, on yılda Koç ve Sabancı'nın üretim gücünü yakalamanın başarısını gösterdiler.
Türkiye'nin en zor dönemlerinde bile cesur ve yaratıcı girişimciler için ne büyük fırsatlara sahip olduğunu da kanıtladılar.
Cumartesi günü düzenlenen törende Başbakan Erdoğan, Zorlular'a teşekkür ederken önemli bir şey söyledi: "Mutlaka üretimden kazanmaya çalışmalıyız. Parayla para kazanma dönemi bitmeli.."
Doğrudur. Türkiye'nin yoksulluk yazgısını ancak alınlarımızdan akacak terlerle silip atabiliriz.
Çağdaş insanın çağdaş devletten beklediği avanta değil, çalışmak ve üretmek amacına saygı ve yardımdır. Çünkü en onurlu sosyal destek iştir, istihdamdır.
Vestel'in kriz batağında yarattığı mucize, keşke çoğalsa. Ama mümkün değildir.
"Parayla para kazanma dönemi kapanmalı" demekle yatırım, üretim olmaz. Bunun için yatırımcıyı rüşvet ve bürokrasi çarkı içinde pişman etmemek, tersine, dünya devleri ile rekabet edebilecekleri imkânları onlara hazırlamak gerekiyor.
Bu vergilerle, bu bürokrasi ile, bu enerji fiyatları ile Türkiye'ye yabancı yatırımcı gelmez.
Gelirse de kumarbazlar gelir, vurgun yapıp giderler. Yıllarca böyle soyulduk.
Türk müteşebbisleri bile komşu ülkelere bu yüzden kaçırdık.
Gerilim şart mıdır?
Çözülmeyen sosyal ve siyasal sorunlar gündemden düşürülünce kapanmaz. Ne zaman patlayacağı belirsiz bombaya dönüşürler.
Cumhuriyet Bayramı'nda türban yüzünden doğan davetiye krizi, Cumhurbaşkanı Sezer'i suçlamaların hedefi haline getirdi.
Sezer de kendini savundu:
"Son zamanlarda Cumhuriyet'in laik niteliğine yönelik tavırlar sergilenmek istenmektedir. Bunlara fırsat vermem.."
Bu savunma, itham da içeriyor.
Hedefi ise belli: Eşsiz çağrılanların şahsında AKP iktidarı.. Sezer bir anlamda "gizli gündem"in açığa çıktığını ima etmiştir.
Bu durumda AKP liderinin kendini muhatap sayması gerekir.
Dün "Gerilim politikaları içinde olmayacağız" diyen Başbakan Erdoğan, cevap borcunu belki bu sözlerle yerine getirdiğini düşünmüştür. Ama bu sözler, ondan beklenen cevap değildir.
Çünkü sorunun çözümüne yardımcı olmuyor, istedikleri zaman uyandırılmak üzere uykuya yatırılması demek oluyor.
Milletin iktidar partisi liderinden beklediği bu sorunun çözümünde onun gücünü kullanmasıdır.
Gerilim politikaları içine girmeden türbanı çözmenin imkânı yok mu?
Mucize ölçü olmaz
Çamaşır makinesi ve yeni teknoloji TV tesislerinin açılışı yapılan, bulaşık makinesi fabrikasının temeli atılan Vestel, dünya pazarlarına kabul ettirdiği markalarının 2005 yılı ihracat hedefini 3 milyar dolar olarak koydu
Haberin Devamı

