Mucize dileriz

Haberin Devamı

Ölüm bu kadar mı bağıra çağıra gelir; Benazir Butto’nunki öyle geldi.
Şanssız cesur kadının cenazesi dün toprağa verilirken Pakistan’da ona duyduğu sevgiyi isyankâr bir öfke içinde dışa vuranlar önlerine çıkan her şeyi ve her yeri yaktı, yıktı, yağmaladı, güvenlik güçleriyle çatıştı.
Yöneticiler “geliyorum” diyen suikastı, Pakistan’ı ne derin bir karanlığa sürükleneceğini bildikleri halde önleyecek basireti gösteremediler.
İnsan ister istemez şunu düşünüyor: Demek ki Pakistan barış içinde özgür yaşamayı hak etmiyor!
Lahor Üniversitesi’nden bir uzman (Resul Bakş) şu tahlili yaptı dün:
“Bu suikast, radikallerin diledikleri zaman demokratik süreci durdurabildiklerini gösteriyor!”
Evet bu doğru. Çünkü gericiler nelerden nefret ediyorlarsa (laiklik, Batılı değerlere bağlılık ve Amerika ile yakınlık) bunların tümü Benazir’in şahsında sembolleşiyordu. Ülkeye döner dönmez onu yok ettiler.
Zehirli çelişkiler
Şimdi bir yandan 170 milyonluk ülke Taliban ve El Kaide’nin merhametine endeksli sınırlar içinde mi yaşamaya mahkûm olacak diye itiraz ediliyor, öbür yandan da “El Kaide suikastı üstlensin” diye dua ediliyor.
Aksi halde Butto yanlıları cinayetten Müşerref’i sorumlu tutacaklar.
Bu ihtimal, iç savaş patlayacak demektir. Öyle bir savaşın kökten dincilere kontrolü ele geçirmek yolunda ne büyük fırsatlar sunacağını bütün dünya biliyor ve korkuyor.
Çünkü Pakistan nükleer silâha sahip sekiz ülkeden biri.
Politik boşluk aşırı dinciler tarafından doldurulursa neler olabileceğini düşünmek bile akla zarardır!
Dünyanın herhangi bir yerinde istenmeyen birilerinin eline nükleer silâh geçecek olursa tepelerine binecek Amerikan müdahale timlerinden biri Afganistan’da hazır bekliyor.
Ama insanlığın selâmeti için Pakistan halkının bu sorunu 8 Ocak’taki seçimden vazgeçmemek ve demokrasiyi yaşatma kararlılığını göstermek suretiyle kendisinin çözmesini diliyoruz.
Yoksa dünyanın başı ciddi belâda demektir!

*****


Aferin bile alabilir!

Polatlı Anadolu Lisesi’nin bir öğretmeni “Hastayım” diye rapor alıp hacca gitmiş.
Eğitim Sen Genel Başkanı’nın dediği gibi...
Hastaysa nasıl hacca gitti;
Hasta değilse nasıl rapor alabildi?
Suçlanan öğretmen istese “hacca gidiyorum” diye ücretsiz izin alabilirdi. Öyle yapmadı. Hasta raporu sayesinde hak etmediği maaşı alarak kutsal yolcuğa çıktı.
Böyle bir ibadeti Allah kabul eder mi bilemeyiz ama şu nokta gerçekten meraka değer:
Raporlu günleri yurt dışında geçirmek için Valilik’ten izin alırken nereye gideceğini sormadılar mı?
Sordularsa “Bu yaptığın dine de meslek ahlâkına da sığmaz, vazgeç” neden demediler?
Diyemezler çünkü... Başbakan’ın fakirlere kömür dağıtan kamyonların şoför mahalline oturmalarını istediği valiler, hacca giden memura böyle bir uyarı yapmaya cesaret edemez.
Bindik bir alâmete; hayırlı yolculuklar...

DİĞER YENİ YAZILAR