Millet Meclisi rekor bir çoğunlukla başkanını seçti. Bu başarı, başka hayırlı gelişmelerin de işaretini taşıyor.
AP-DYP geleneğinden gelen AKP Milletvekili Köksal Toptan dün seçime katılan 535 üyeden 450’sinin oyunu alarak TBMM’nin 24’üncü başkanı oldu.
Yeni dönem hoş sürprizlerle ilerliyor. MHP ile DTP’nin meclisteki “temas”ı çok olumlu ve iyimser yankılar uyandırmıştı.
Dünkü seçimde Köksal Toptan’ın, kendi adayını çıkaran MHP dışındaki tüm grupların desteğini sağlaması, bu parlamentoda diyalog ve uzlaşma ile önemli işler başarılacağının ümidini vermiştir.
Yeni başkanını seçerken sergilediği anlayış ile Millet Meclisi iktidar partisine şu çağrıyı yapmış olmaktadır:
“Cumhurbaşkanını da gel böyle seçelim!”
Başbakan Erdoğan dünkü seçimi değerlendirirken “Temennim odur ki bundan sonraki süreçte de buna benzer neticeleri birlikte yaşayalım” diye konuştu.
Kimse kendini kandırmasın... “Bu netice”nin elde edilmesinde en belirleyici rolü uzlaşmacı tutumu ile iktidar oynamıştır.
“Benzer neticeleri birlikte yaşayalım” isteniyorsa AKP’nin Meclis Başkanı adayını belirlemekte kullandığı kriterleri cumhurbaşkanı adayını belirlerken de dikkate alması gerekecektir.
Gücü telef etmemek
Seçimin sonucunu Batı dünyası yanlış tercüme etmiş, sandıktan “Ilımlı İslâm Cumhuriyeti” çıkararak Türkiye’ye, Türk halkına haksızlık etmiştir. Bunun verdiği rahatsızlığın AKP yönetim kadrolarını da etkilediği hissediliyor. Zaten öyle de olması gerekir.
Şimdi... Köksal Toptan’ı AKP’ye ilham eden sebepler cumhurbaşkanı için daha geçerli ve gereklidir.
Seçimde elde edilen gücü ideolojik hedeflere ulaşma mücadelesi vererek telef etmek yerine ülkeye yararlı bir icraat dönemi için kullanma sağduyusu iktidar partisinde ağır basıyor.
Bu durumda mesele, Abdullah Gül’de yenilgi duygusu yaratmadan Köksal Toptan örneğini Çankaya için tekrarlamaktır.
Parti içi mekanizmalar bu amaçla her gün biraz daha etkili işlemeye başlamıştır.
Yeni Şafak gazetesinde Yasin Doğan takma adıyla yazan Başbakan Erdoğan’ın danışmanı Yalçın Akdoğan dün Gül’ü açıkça cumhurbaşkanı adaylığından çekilmeye çağırdı.
Oyların ruhuna saygı
Akdoğan, AKP’ye seçim zaferi getiren sebeplerin asıl ekonomik ve sosyal içerikli olduğunu belirterek “Bunlar olmasa kimse cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde yaşananlara bakarak AKP’ye oy vermezdi” diye yazdı.
Ardından da şu soruyu sordu:
“İstikrarı bozacak, hükümetin beş yılını krizlerle sıkıntıya sokacak bir siyasi atmosfer seçimlerde verilen oyların ruhuna ters olmaz mı?”
Bu soruyu soran kişinin aslında Başbakan olduğunu Gül mutlaka görecektir.
Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı yapılmasının istikrarı bozacağını, hükümetin beş yılını krizlerle sıkıntıya sokacağını Başbakan daha açık söyleyemezdi.
Şimdi Gül’den günahını taşımadığı bu yarıştan çekilmenin onur kırıcı feragati talep ediliyor. İstenen şey haklı ve doğrudur.
Ama bakalım Gül kendini aşarak bu gerçeği görebilecek mi?
Model işte bu!
Haberin Devamı

