Mısır’da öyle burada böyle…

Haberin Devamı

Sağ gösterip sol vurmak, neredeyse bütün oyunların sürprizidir.

Bunun bir örneğini dünkü bazı gazetelerde çıkan “Tesettürlü Türkçe öğretmeni” konulu haberle yaşadık.

Öğrenci beklerken öğretmen geldi...

Ayvalık’a bağlı Küçükköy beldesindeki ilköğretim okulunda görevli Türkçe öğretmeni Elif Kısa tepeden tırnağa siyah tesettür kıyafetine bürünüp okuluna gitmiş bahçede objektife yakalanmıştı.

Yöneticiler tepki göstermekte -haklı olarak- çekingen davrandılar.

Yalnız Eğitim İş bu durumun suç oluşturduğunu ve yapılanın kasıt içerdiğini savundu.

Laik rejimler vatandaşa taraf görüntüsü vermemeyi inancın da gereği sayıyor. Vatandaşın hizmet aldığı kamu kurumlarında dinsel aidiyet yansıtan kıyafet görmesi, bu nedenle kabul edilmiyor.

Devlet taraf tutmaz

Bu hassasiyetin gereğine uymakla devletin tarafsızlığına güven duymak arasında sıkı bir yakınlık olduğunu biliyoruz.

Bir inanç grubuna mensubiyetini açıkça gösteren bir kamu görevlisi örneğin öğretmen, yargıç ve savcı, ameliyatınızı yapacak doktor, tüm demokratik toplumlarda makbul olmayan, güven vermeyen kişilerdir.

Ama laiklik koruyucudur.

Nitekim Başbakan Erdoğan Mısır’a yaptığı ziyaret sırasında üniversite kürsüsünden laik rejimin faziletini övgüyle anlatmıştır.

Siyaset oynak bir zemin. Aynı Başbakan’dan bir dış gezi sırasında şöyle bir itiraz da işittik:

“Türban velev ki siyasi simge olsun dünyanın hangi yerinde siyasi simge yasaklanmıştır?”

Demokrasiye ve insan haklarına bağlı toplumların çoğunda kamu görevi yapan kişiler siyasi simge taşımazlar. Hele o simge dini aidiyet yansıtıyorsa...

Türban hukuki konu

AKP iktidarı, din istismarı alanında kendini tutamıyor.

Din emri yerine getirme düşüncesi cesaret artırıcı bir sebep olabilir.

Ama öğretmen rol modeldir.

Yetişme çağında çocukları tesettürün monotonluğuna mahkûm etmek ve öğretmenleri sınırlamak siyaset yapan bir takımın haddi olmamalıdır.

Ayrıca şu var:

Türban hukuki bir konudur.

Anayasa Mahkemesi (AYM) kararları da bağlayıcıdır. Yasama, yürütme ve yargı organları yanında özel ve tüzel kişileri de bağlar.

Tanınmış anayasacı Prof. Dr. Erdoğan Teziç şunu dedi:

“AYM kararları, anayasa kuralı gibidir.. Onun için AYM kararlarının kanunla veya Meclis kararı ile değiştirilmesi hukuken mümkün değildir..”

İktidarın atraksiyonunu merakla bekleyeceğiz.

AKP’yi 11 yıllık iktidar tecrübesinden sonra demokratik, laik rejime içtenlikle sahip görmek hoş bir sürpriz olur!

DİĞER YENİ YAZILAR