Milli formayı giymenin onuru sporcunun başarmak için varını yoğunu harcamasına yetmiyor!
Haberden bu çıkıyor.
Ama durun, belki gerçek öyle değildir? Belki yetiyordur da bizim Futbol Federasyonu’nu yöneten zihniyet buna inanamıyordur.
Bizim futbol dünyamızı, hani düğünlerde çalanları, oynayanları dolar serperek, para basarak motive eden kültürün yaratıkları mı idare ediyor?
Federasyon iç galibiyetlere 20 bin, dışardaki galibiyetlere 40 bin dolar prim tespit etmiş.
Galibiyet aldığımız üç maçın oyuncularına 80 biner dolar ödenecekmiş.
Yani al maçı, kap parayı!.
Tam bir taşeron kafası!.
Bu olay parça başı iş değil, 12 maç sonunda elde edilecek başarı ile ölçülecek bir paket projedir. Hedef 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası eleme grubundan finallere yükselmektir. Maddi teşvik işte bu hedefi desteklemelidir.
Meselâ İrlanda elemeleri aşıp finallere katılacak olursa milli takımına “alın bu parayı bölüşün” diye 1 milyon Pound ödeyecek.
İtalya, son Dünya Kupası’nı kazanan futbolcularına 250 biner Euro ödül verdi.
Oysa bizim federasyon İrlanda’nın vaat ettiği paranın yarıdan fazlasını daha şimdiden ödüyor. İşler yolunda giderse millilerimiz, Dünya Kupası kazanan İtalyanların aldıkları parayı daha finallere bile gitmeden ceplerine koyabilirler. Niye?
“Bizimkilerin yetenek ve moral eksiğini para ile kapatıyoruz” mu diyecekler?
Biz bu sakat zihniyetin sporcularımızı temsil ettiğini düşünmüyoruz.
Devlet kesesinden hovardalıktır bu ve sporun ahlâkına da terstir.
Prim sistemi, eleme grubu sonundaki başarıya endekslenmeli, aşiret ağalarına özgü davranışlarla sporcuların onuru kırılmamalıdır.
Milli formanın tek başına yetmediği başarılar büyük bahşişlerle gelecekse eksik olsun, gelmesin!
Çelik balyoz
Ders kitaplarına giren hurafelerden sorumlu tuttuğu 21 bürokratı Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik görevlerinden aldı.
Rezalet ilk duyulduğunda hemen yapsaydı bunu kendisini övgü ile selâmlar “çocuklarımız güvenli ellerde” diye mutlu olurduk.
Ama öyle değil; laik cumhuriyeti aşındıran zavallılıkların himaye gördüğü bu bakanlık, komutanların irtica tehlikesini gündeme getiren konuşmalarından sonra telâşa kapılıp sorumluları aramaya başlamıştır.
Hüseyin Çelik’in yaptığı hizmet yine de az değil.
Din üstünden siyaset yapanlar, sıkıştıkları zaman kullandıkları insanları hemen harcayıverirler.
Bu değerli bir derstir.
Bilime ve ahlâka ters işlere alet olmanın, hele eğitimcilik gibi kutsal bir mesleğin mensuplarına hiçbir şeref ve mevki getirmeyeceğini bu tecrübe kaç öğretmene öğrettiyse kazancımız o kadar büyük olacaktır.
Öylesine büyük ki...
Hüseyin Çelik’i bile kazalardan belâlardan koruyacaktır.
Milli formaya saygısızlık
Milli formayı giymenin onuru sporcunun başarmak için varını yoğunu harcamasına yetmiyor! Haberden bu çıkıyor
Haberin Devamı

