Hükümetin yetki talebini bir de MGK'dan geçirmek istemesi AKP'nin iktidar yetkisini kullanmaktan korktuğu anlamına gelir mi?
Bu eleştirileri haklı görmüyoruz.
Evet AKP anayasayı bile değiştirecek gücü elinde bulunduruyor ama hükümetin ulusal güvenlik politikalarının oluşturulduğu anayasal bir kurulun desteğini arkasına almak istemesinin ne zararı var?
Çoğunluk dayatmasının demokrasi değil tahakküm olduğunu yeri geldiğinde savunmuyor muyuz?
Hele ortada hayati önemde bir karar varsa.. Ve hele Cumhurbaşkanı, istenen yetki için anayasaya aykırılık uyarısında bulunmuşsa..
İktidar, muhtemel bir savaşın hesap edilebilir tüm risk ve kayıplarını karşılamak amacıyla güvenceler sağladı. CHP muhalefetinin "Yüce Divan" tehdidine rağmen sorumluluğu üstüne aldı ve yetki tezkeresini meclise sundu.
Pişmiş aşa su katan müdahale herhangi bir yerden değil Cumhurbaşkanı'ndan gelmiştir. Cumhurbaşkanı bu defa AKP hükümetinin başına anayasayı atmıştır.
Bu durum, aklını gönlünün önüne koymakta zorlanan AKP milletvekillerini tedirgin etmiş,w "acaba MGK ne diyor?" merakı bundan doğmuştur.
Eleştiri yapılacaksa doğru adres Çankaya'dır.
Çünkü hem kafaları karıştırıp hem "Görev meclisindir" diyen Cumhurbaşkanı'dır.
Kaldı ki Anayasa Mahkemesi eski Başkanı olması, meşruiyet konusunda Sezer'i şaşmaz doğrunun tek belirleyicisi yapmaz. Çünkü uygulamalar ve bir çok anayasa hocası Sezer'i yalanlıyor.
Neyse, umanz bundan da hayır çıkacaktır.
Dünkü MGK toplantısında devlet tezkereye mührünü basmış sayılabilir.
MGK ülke menfaatlerine ve meşruiyete ters bir durum saptasaydı bunu açıkça söylerdi. Teşvik edici bir destek ifadesi ise meclis iradesini yönlendirmek olurdu.
İtiraz edilmemesi, saygıyla örtülmüş bir onaydır.
Milletvekillerinin iradesi özgürleşmiştir.
Denktaş ve "zavallı halk"
Kıbrıs Rumlarını AB'ye, Kıbrıs Türklerini de meçhule götüren günler akıp gidiyor.
Türkiye, önündeki kapıları kilitleyen Kıbrıs sorunu çözülsün istiyor, Kıbrıs Türkleri Rumlar gibi Avrupalı olmak istiyor.
28 Şubat'a bağlanan çözüm umutları söndü. BM Genel Sekreteri Annan iki tarafa "İyi hazırlanın ve 10 Mart'ta Lahey'e gelin, kuruluş anlaşmasının imzalanması için 30 Mart'ta referanduma gidilmesi yönündeki taahhüdü imzalayın" dedi.
Tercümesi "Sizin veremediğiniz kararı halklarınız versin.."
Denktaş'in "Denk"liği nereden gelir bilinmez ama "taş"lığı tartışılmaz.. Yine itiraz etti:
"Sen bu planın bütün içeriğiyle kabul ediyor musun diye bir soru soracaksın ve zavallı halk buna evet veya hayır demekle karşı karşıya kalacak.
Bu doğru ve demokratik bir yaklaşım değil.."
Temelde doğru bir itiraz ama 30 yıldır her şeye "hayır" diyen bir liderin ağzına yakışmıyor.
En doğru tesbiti "zavallı halk" tanımlamasıdır.
Zavallı durumuna düşmeyi Kıbrıs Türk halkı, Denktaş'ı seçerek hak etmiştir. Yazık!
MGK'dan örtülü onay
Hükümetin yetki talebini bir de MGK'dan geçirmek istemesi AKP'nin iktidar yetkisini kullanmaktan korktuğu anlamına gelir mi? Bu eleştirileri haklı görmüyoruz
Haberin Devamı

