Eleştiri kalem tutan ellerden gelirse vız geliyor, silâh tutan ellerden gelirse dikkat çekiyor bu ülkede.
O nedenle laik rejimle ilgili kaygıların arttığı dönemlerde askerler bir yandan kışkırtmalara hedef oluyor, bir yandan da iktidarı yola getirmek isteyenler tarafından sopa gibi kullanılmak isteniyor.
Türkiye, baş döndürücü bir değişimin anaforu içindedir, insan haklarını ve dünyayla bütünleşmeyi temel alan değerler, nutukların süsü olmaktan çıkıp hayatın içine yerleşmeye çalışıyor.
Bu değişimi gönül rızamızla değil, kurtuluş saydığımız AB üyeliğinin hatırına kabulleniyoruz. Direnen odaklar da, yine orduyu karıştırıyor.
"Genç subaylar tedirgin" haberlerinin tahrik ettiği darbe korkusu, işte böyle bir tertiptir. Amaç ne?
1. Darbe vehmi uyandırarak iktidarın AB yolundaki hızını kesmek;
2. Türkiye'nin AB üyesi olmaya lâyık bir demokrasi kalitesinden çok uzak olduğunu söylemeleri için dışardaki Türkiye karşıtlarına koz vermek..
Askere dövdürmek
Genelkurmay Başkanı Özkök, Başbakan'la baş başa yaptığı konuşmayı maksatlı bir yönlendirme ile gazeteye fısıldayan kişi için "Vatan ve millet sevgisinden şüphe etmek gerekir" diyor.
Adalet Bakanı Çiçek dün yerinde bir uyarıda bulundu:
"Bir iktidarı beğenmiyor olabilirsiniz. Ama bunun yolu 'birilerine söyleyelim, şu iktidarı bir hırpalasın' düşüncesi değildir. Bu düşüncenin AB mantalitesiyle bağdaşacağını kabul etmiyorum."
Darbe kışkırtıcılığı kendi başına bir hastalık değil, ağır bir hastalığın arazlarından biridir.
Onunla baş etmenin yolu demokrasiyi sağlığına kavuşturmaktır.
Yani özgür tartışmadan yararlanmak, haklı uyarıları dikkate almaktır.
Utanmamız lâzım
İktidar biraz basiret gösterse darbe kışkırtıcılarının oyununu baştan bozardı.
Türkiye fırtına çıkınca eğilen, rüzgâr dinince bildiği yolda yürümeyi kurnazlık sayan iktidarlardan çok çekti.
İktidar "AB için samimiyim" diyor. Haklarında irtica raporu bulunan polis müdürlerini terfi ettirerek, bir imam hatip öğretmenini KİT'in başına, namaz vakitleri uzmanını Başbakanlığın özel kalem müdürlüğüne getirerek AB'ye gidilir mi?
Eski Cumhurbaşkanı Demirel dün "Her tartışma rejimin sallandığı anlamına gelmez" dedi. Doğrudur. Ama hangi şartla doğrudur, onu da söyledi:
"Genelkurmay Başkanı açık şekilde 'kadrolaşma var, rahatsızız' diyor. Bunu anlayan anlayacak.."
Avrupa'da tek diktatörlük kalmadı. Darbe kışkırtmaları Türkiye'de hâlâ tedirginlik yaratıyorsa bu tepeden tırnağa bütün sistemin ayıbıdır.
Bugünkü MGK'nın işi, bu ayıptan Türkiye'yi temelli kurtaracak yaratıcılığı göstermek olmalı!
MGK temizlesin!
Eleştiri kalem tutan ellerden gelirse vız geliyor, silâh tutan ellerden gelirse dikkat çekiyor bu ülkede. O nedenle laik rejimle ilgili kaygıların arttığı dönemlerde askerler bir yandan kışkırtmalara hedef oluyor, bir yandan da iktidarı yola getirmek isteyenler tarafından sopa gibi kullanılmak isteniyor
Haberin Devamı

