Meşru savunma

Atamalar, türban zorlaması, Milli Görüş Teşkilatı'na sahip çıkılmasını isteyen Dışişleri Bakanlığı genelgesi... Bunlar, 23 Nisan resepsiyonunu boykotun sebepleriydi ve 30 Nisan'daki MGK'nın da gündemini oluşturdu

Haberin Devamı

Atamalar, türban zorlaması, Milli Görüş Teşkilatı'na sahip çıkılmasını isteyen Dışişleri Bakanlığı genelgesi...

Bunlar, 23 Nisan resepsiyonunu boykotun sebepleriydi ve 30 Nisan'daki MGK'nın da gündemini oluşturdu.

O toplantıyı geçmiştekilerden ayıran fark, eleştiriler karşısında AKP hükümetinin sessiz kalmayacağı konusunda yaratılan beklenti oldu.

Yedi buçuk saatlik toplantı MGK bildirisinde şu kritik cümle ile özetlendi:

"Devletin temel niteliklerinden olan laiklik ilkesinin önemi ve titizlikle korunması vurgulanmıştır."

MGK askeri bir kuruluş değil, hükümet de bu kurulun parçasıdır.

Yani laikliğin önemini vurgulayan iradeye iktidar da dahildir.

Nitekim MGK üyesi olan Adalet Bakanı Cemil Çiçek toplantıdan sonra "Orada (MGK bildirisinde) dile getirilen hususlar hepimizin ittifak halinde vurgu yaptığı konulardır" dedi.

Neden derin nefret?
Genelkurmay Başkanlığı dün zehir zemberek bir açıklama yaptı.

Kamuoyunu yanlış yönlendiren gerçek dışı bilgilerin ve bunlara dayalı yorumların "TSK'nın derin nefreti ile" karşılandığı ifade edildi.

Anlaşıldığına göre hassasiyetin temelini, MGK'da Başbakan ile Genelkurmay Başkanı arasında geçtiği medyada öne sürülen bir diyalog oluşturuyor.

Kadrolaşma eleştirileri üzerine Başbakan, Yüksek Askeri Şûra'da 1. Ordu Komutanı Orgeneral Edip Başer'in emekliye sevkedip Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman'ın Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na atandığını hatırlatıyor ve şunu soruyor:

"Bu durumun da kadrolaşma olarak değerlendirilmesi mi gerekir?"

Genelkurmay dün bu senaryoların "gerçek dışı ve hayali" olduğunu, ordu içinde uyumsuz grupların bulunduğu yalanını yayma kastı taşıdığını bildirdi.

Ve temelde TSK'yı "cumhuriyetin korunması ve kollanması" yönündeki görevinden soğutmayı hedef aldığını...

Erdoğan önleyebilirdi
Dünkü açıklama, devlet organlarının uyum içinde olmadıklarını gösteren yeni bir kanıttır.

Ama bir fatura çıkarmak lazımsa muhatabı Genelkurmay olamaz. Disiplinini, kimliğini ve iç huzurunu korumak her ordunun görevidir.

AKP iktidarı bu gerçeğe saygılı olsaydı, dünkü Genelkurmay açıklaması önlenebilirdi.

Genelkurmay dört gün susmuş, beklemiş ve sonunda "meşru savunma" mecburiyetine itilmiştir.

MGK'da madem ki böyle bir atışma olmamıştır, siyasi iktidar tarafından hemen yalanlanmalıydı.

İktidar "delikanlı reklâmı"na uyduruk bir cila uğruna çok değerli bir fırsatı heba etmiştir. Yazık..

DİĞER YENİ YAZILAR