Acelecilikten uzak ileriyi düşünen dikkate odaklı tutumlara eskiler “teenni” derlerdi...
Eski değerlerin yeni temsilcileri bugün pek tez canlılar. Ve güç ellerindeyken geleceğe biçim verme fırsatını kaçırmak istemiyorlar.
İlerde sorun doğabilirmiş; hiç dertleri değil.
“Ben gönlümü eylerim gerisi Allah kerim!”
Hükümet etme üslubu bu...
Anayasa değişiklikleri halka cazip görünsün diye pakete dahil edilmiş “kenar süslemesi” bazı yenilikler var.
Bunları ayıklayınca iktidarın amacı ortaya çıkıyor:
AKP Anayasa’ya uymadığı için mahkûm olmuştu. Şimdi Anayasa’yı kendine uydurmaya çalışıyor!
Yargıyı ele geçirmek
1. HSYK’yı ele geçirerek yargının tam kontrolünü sağlamak;
2. Kapatılma tehdidini savmak için gereken ne tedbir varsa bunları almak.
Paketin hangi niyete hizmet ettiğini Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker dün şu sözlerle açıkladı:
“Kuşatmanın da ötesinde yargıyı ele geçirmekle eş anlamlı!”
Böyle bir tablo, yürütme ve yasama erklerini buyruğu altında tutan iradenin sonunda yargı erkini de teslim alarak diktatörlüğünü ilân etme noktasına gelmesi değil midir?
İktidarın o kadar acelesi var ki, en bilinen şekil şartına bile uyma zahmetine katlanmıyor. Anayasa hükümetin işi değildir. Yasa koyucu parlamento zeminindeki uzlaşmaları şart koşuyor.
Ama anayasa değişikliklerine doğrudan Başbakan karar vermiş, partilere de paketi Başbakan Yardımcısı ile Adalet Bakanı götürmüştür.
Dayatma mantığı bundan daha fütursuzca gösterilemez!
İki önerimiz var...
Anayasa hukuku uzmanları bu ihlâlin dahi kendi başına Anayasa Mahkemesi’nden dönme sebebi olabileceğini söylüyorlar.
Ama asıl vahim yanlış, parti kapatma davası açılmasının Meclis Başkanı başkanlığında oluşacak partiler arası bir komisyonun iznine bağlı hale getirilmesidir.
Dava açma yetkisi yargı yetkisidir ve meclisi bu işe karıştıran ihlâl eğer vazgeçilmezse yine başlıbaşına yüksek mahkemeden geri dönme sebebi olacaktır.
AKP yöneticilerine iki önerim var:
Paketi “demokrasi, halk iradesi” gibi lâflarla parlatma çabaları, yüzde 10 barajı ve dokunulmazlık rezaleti Anayasa’da dururken pek komik oluyor.
Bu çelişkiyi düzeltsinler.
İkincisi... 12 Eylül darbecilerini koruyan Geçici 15’inci maddenin kaldırılması iyi bir iştir. Sembolik de olsa anlamı vardır: Türk Milleti böylelikle darbelere karşı olduğunu dünyaya ilân edecektir.
Ama paket referanduma gidecekse Geçici 15’i yürürlükten kaldıran madde ayrı olarak oylanmalıdır.
Millet referandumda hukuku korumak için ret oyu verdiği takdirde darbeleri onaylıyor gibi bir duruma düşürülmemelidir.
Neyse, işsizlik ve yoksulluktan bunalmış yolsuzluklar yüzünden köpürmüş yığınlara uygulanacak meşguliyet tedavisi başlamış bulunuyor.
Anayasa tartışalım dertlerimizi unatalım!
Meşguliyet tedavisi...
Haberin Devamı

