Açılmış bir kitap ve ortasında yanan meşale, Milli Eğitim Bakanlığımızın amblemidir.
Cumhuriyeti kuranlar, akıllı insanlarmış:
Eğitimin kovayı doldurmak değil ateş yakmak olduğunu o zamandan görmüşler.
Yazık ki sonradan gelenler pusulayı şaşırmış..
Önce eğitimden tasarruf yapmaya başlamışlar. Okullarda muhafazakâr davranış ve anlayışları besleyip büyütmüşler. Sonuç, şüphe etmeyen, bilinmeyenden ve risk almaktan korkan, her sorunun değişmez cevaplarını ezberlemeye şartlanmış zavallı çocuklar..
Bugün çocuklarımız karnelerini alacak.
Notlarına bakıp onlara kızmayın. Aslında o zayıf karneler, okulların kalite belgesidir.
Bakanlığın yurt çapında yaptığı bir seviye tespit sınavında ilköğretim öğrencilerinin başarı düzeyi ölçüldü.
Sonuç hüsrandır.. Çünkü başarı düzeyi yurt genelinde yüzde 50'nin altında.
Eğitimin amacı yalnız bilgi yüklemek değil, değerli insanlar yetiştirmektir. Bizim köhnemiş sistemimiz bilgi evresini bile aşamadı.
İnsan ihtiyacı planlamasına dayalı bir eğitim yapısı kurup büyük eleman açığı bulunan alanlara adam yetiştirmek dururken bizim sistemimiz halâ memur sınavlarına hazırlık kursu işlevi yapıyor. Yazıktır..
AKP iktidarı gerçekten hizmet etmek istiyorsa YÖK'ü bırakıp işe eğitimin temelinden başlamalıdır. Ama kafalarını imam-hatip takıntısından kurtarmaları koşulu ile.. Çünkü bunlar toplumsal denetimden kurtulsalar, kapatılan imam-hatiplerin intikamını bütün okulları imam-hatipleştirerek alacaklar.
Eğitimin baştan sona yeniden yapılandırılması gerekiyor. "AKP'nin sağı-solu belli olmaz" kuşkusu bu mecburiyeti ertelememelidir. O riski göğüsleyecek güçler Türkiye'de vardır.
OECD'nin bir raporunda "OECD'nin en genç nüfusa sahip üye ülkesi Türkiye'dir. Bu nedenle Türkiye daha güçlü bir ekonomik performansı hak etmektedir" yazıyordu.
Nüfusumuzun üçte biri 15 yaşın altında..
Madenler toprağın altında bekleyebilir. Ama insan bazlı doğal kaynak zamanında ve iyi işlenmezse bozulur.
Geleceğimiz için güvence olabilecek güç, bu eğitim politikası yüzünden en büyük problemimiz haline gelebilir!
Kanıtlar bize lâzım
Denetçilerin raporu Amerika'nın Irak'a savaşını haklı göstermeye yetmeyecek.
Çünkü bu, jürinin ve mahkemenin önünde savcının suçlamasını yapıp inandırıcı bir kanıt ortaya koymadan bir makineli tüfek çıkararak sanığı "adalet adına" kurşuna dizmesi demek olacak.
Amerika, Başkan Bush'un dediğini yapmalı ve 5 Şubat'ta Güvenlik Konseyi'ne elinde var olduğunu söylediği belgeleri sunmalıdır.
Bu konuda tatmin olmaya en çok Türk halkının ihtiyacı var. Çünkü "savaş" diyenlerin hiçbiri Irak'ın komşusu değil.
Türkiye savaşa taraf olacaksa bu karan çıkarının sürükleyişiyle değil vicdanının sesiyle vermelidir.
Onurunu düşünen bir müttefikin kaygısı, Amerika için de sigortadır!
Meşale sönmesin
Açılmış bir kitap ve ortasında yanan meşale, Milli Eğitim Bakanlığımızın amblemidir. Cumhuriyeti kuranlar, akıllı insanlarmış: Eğitimin kovayı doldurmak değil ateş yakmak olduğunu o zamandan görmüşler.
Haberin Devamı

