Başbakan partisinin Gençlik Kolları kongresinde hitabet sanatını konuşturmuş yine...
Geçen hafta öfkeyi malzeme olarak kullanmıştı, dün hamaset yoğun hitabetten örnek vermiş!
Diyor ki: “Atatürk’ün gösterdiği çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkma hedefine hep birlikte yürüyoruz. Az kaldı. Çoğu gitti azı kaldı.”
Eğer “Batı’nın bilimini, tekniğini değil ahlâksızlığını aldık” iddiasını sürdürüyorsa çağdaş uygarlığın adresi olarak nereyi gösteriyor; onu söylemesi gerekir...
Uygarlığın Doğulusu Batılısı ayrılabilir ama hepsinin mecburiyeti, yüksek ahlâk değerleri üstüne kurulu olmasıdır.
Eğer Başbakan’ın dediği gibi çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkma hedefine yürüyor ve hele de “çoğu gitmiş, azı kalmış” bir aşamada bulunuyor olsaydık Necati Doğru’nun çektiği Türkiye fotoğrafı ile karşı karşıya kalmazdık.
Resimlere bakın:
Ordu vatan derdinde;
Köşk türban derdinde;
Meclis avanta derdinde!
Batılı uygarlığın hiçbir toprağında böyle bir ahlâksızlık üremez. Başbakan yanılıyor; bu ahlâksızlığı Batı’dan almadık; yüzde yüz yerli malıdır!
Asker ve annesi
Atatürk’ün gençliğe hitabesini çağrıştıran üslupla AKP gençliğine hitap etmek istemesi Başbakan Erdoğan’ın hakkı olabilir. Ama bunu yaparken örnek aldığı insanın yüksek ruhuna özenmesini beklemek de bizlerin hakkıdır.
Kuzey Irak’ta ihanete karşı fedakârca savaşan binlerce, onların yerini almak için sınırda bekleyen on binlerce memleket evlâdı ne şartlarda yaşıyor, nasıl uyuyor, ne yiyip içiyor, kalleş tuzaklarını örten karların üstünde ilerlerken neler hissediyor?
Onlar bir yana, bir de boğazı düğüm düğüm, kalbi küt küt, uykusuzluktan gözleri kanlanmış, her haber bültenini işitmek istemediği bir isim için izleyen yüz binlerce anne...
Yetmiş milyonun bir Mehmetçik’in bedeninde ve bir asker anasının yüreğinde yaşaması gereken günlerden geçiyoruz.
Ordu vatan derdinde iken, hiç kimse başka hiçbir derdin peşine düşemez. Ahlâksızlığa vatan aramayalım; nerede üremişse ahlâksızlığın vatanı orasıdır!
Başbakan Erdoğan güdük demokrasimizin bütün eksikliklerini kendisine güç üreten bir reaktör gibi kullanıyor.
Bunu hiç değilse bir defa hayra kullansın.
Başbakan’a çağrı
Çıksın milletin karşısına “Bir” desin...
“Türbanla ilgili anayasa değişikliğini muhalefet yasal zeminde takip ederek Anayasa Mahkemesi’ne götürebilir. Ama iktidar olarak biz, üniversitelerimizi kargaşaya sürüklenmekten korumak için türban yasağı ile ilgili her türlü hukuki ve idari işlemi, Ordumuzun Kuzey Irak’taki kara harekâtı sonuçlanıncaya kadar askıya alıyoruz.”
“İki” desin... “Partimiz milletvekillerinin Sosyal Güvenlik Yasa Tasarısı üstünde oynayarak milletvekili ve emekli milletvekili maaşlarını yükselten tertiplerinin askerimizin savaştığı günlere denk gelmesi katmerli bir ayıp olmuştur. Bunu önleyeceğime söz verirken milletimden de özür diliyorum.”
Başbakan bu önerimizi değerlendirmelidir.
Cepheden bayrağa sarılı tabutlar gelirken göze alınan bu ayıplar milleti üzmüştür, kırmıştır, kızdırmıştır.
Başbakan dünkü konuşmasında “Tüm milletimize yetecek kadar sevgimiz var” dedi.
Sevgi böyle zamanlarda özveridir.
Göstersin bakalım!
Mehmetçik dönene kadar
Haberin Devamı

