Mehmetçik

Haberin Devamı

Aşiret reisi Barzani’nin tehdidine hedef olmak bütün iyi şeyleri unutturuyor...
Ankara’da iktidarlarını sürekli olarak din temelli hedeflerine mesafe kazandıracak fırsatlar için kullananlar Mehmetçik’in fedakârlığına, milletin hassasiyetlerine birazcık saygı duysalardı bunlar olmayacaktı.
Ne dünya medyası “Amerika zılgıtı çekince Türkiye Irak’ı 12 saatte boşalttı” diyebilecekti, ne de Barzani küstahı, savaş kazanmış kahraman rolüne girip Türkiye’den tazminat istemeye cesaret edebilecekti.
Asker aslında destan yazmış, her koşulda düşmanı yabancı bir toprakta bile bulup cezalandıracağını kanıtlamıştır.
Savaş patırtısı içinde laik rejime türban golü atmanın hevesine kapılmış bir siyasi iktidar olmasaydı, daha gelmeden atıp tutmaya başlayan ABD Savunma Bakanı’na Ankara’ya ayak basar basmaz şu anlatılırdı:
“Bir sıkıntınız varsa hemen söyleyin çaresine bakalım. İki müttefik, ortak düşman ilân ettikleri bir hedef (PKK) karşısında ihtilâfa düşmüş görüntüsüne girmesin..”
Öyle bir durumda Başkan Bush’un konuşmasına gerek kalmazdı. Türkiye de bir dayatmaya boyun eğmiş durumda gösterilemezdi.
İktidar ihmalinden dolayı suçludur.
Vicdansızlık...
Kuzey Irak’tan dün gelen fotoğraflara bakarken Mehmetçik’in temiz yüzüne yansıyan vatan sevgisini ve fedakârlığını gördüm ve ben de operasyon dönüşü kaybettikleri arkadaşlarının acısını silâh arkadaşları ile paylaşan kahramanlar gibi gözyaşlarımı tutamadım...
Sonra bu soylu ruhlarla kahredici bir tezat oluşturan fırsatçıları, Türk halkına bağımsızlık ve onur kazandırmış olan Cumhuriyet’e düşmanlık yapan inkârcıları düşünüp öfkelendim.
Ordu sınır ötesinde savaşırken ülkeyi yönetenlerin Atatürk ve silâh arkadaşları gibi olmaları gerekirdi. Bütün öteki sorunlarını dondurup sadece vatan savunmasına ve askerine yoğunluşmaları gerekirdi.
Siyasi iktidar bu duyarlılığın uzağına düştüğü zaman, ülke bütünlüğünün düşmanları da psikolojik savaş teknikleri ile dedeleri bağımsızlık savaşında mucize yaratmış insanları karıştırabiliyor.
Geçen hafta Popstar yarışmasında bir saçmalama rekoru yaşadık.
Bir sanatçı olayı “başkalarının savaşı” diye niteledi. Ülkenin savunma refleksleri “vicdani ret” züppeliğine heves etmiş marjinaller özendirilerek köreltilecek, ordu ile millet arasına uçurum kazılacak, öyle mi?
Sözünü esirgemeyen iyi bir VATAN okuru olan Selçuk Tınaz’ın şu teşhisine katılıyorum:
“Vatan savunması görevine koşanların canları pahasına sağladıkları güven ortamında hakları, hukukları, canları, malları, şeref ve namusları koruma altına alınmış bir şekilde yaşayan ama sıra kendilerine geldiğinde ‘vicdani ret’ gibi vicdansız bir bahane ile kaytarmaya kalkışan beleşçilerin durumu, en hafif tanımıyla ahlâksızlıktır!”
Ölüm korkusunun insanlar üstünde yarattığı duyguyu sömüren bu bozgunculuk, davul zurna eşliğinde askere gidilen bir ülkede etkili olur mu?
Olmaz ama halkın orduya beslediği güven duygusunu zedeleme amaçlı tuzaklara karşı her zaman dikkatli olmak lâzım.
Ülkeyi yönetenlerden dileğim de şudur:
VATAN’ın kapağındaki fotoğrafa bakıp bir muhasebe yapsınlar.
Günahlarını itiraf etmelerini istemiyorum; sadece o fedakâr, o kahraman, o temiz insanlara lâyık olmaya çalışsınlar!

DİĞER YENİ YAZILAR