Medya takıntısı

Başbakan yine talihsiz şeyler söyledi. Medyayı, "Türkiye'yi Avrupa'ya, dünyaya ihbar etmek"le suçladı

Haberin Devamı

Başbakan yine talihsiz şeyler söyledi. Medyayı, "Türkiye'yi Avrupa'ya, dünyaya ihbar etmek"le suçladı.

Temel yanlışı, bize Türkiye'ye ait hataları sansür etme misyonu telkin etmesidir. Sanki istediği şu:

Polis aşırı güç kullanabilir ama medya "dış düşmanlara koz vermemek" adına üç maymunu oynamalı, görmemeli, duymamalı, itiraz sesi yükseltmemelidir.

"Kadınlar Günü 8 Mart'tı. Gösteri 6 Mart'ta oldu. Basın bunu niye düşünmüyor?" diye soruyor.

İzinsiz gösteriye katılanların polis tarafından uygulanan aşırı şiddeti hak ettiklerini mi söylemeye çalışıyor?

Hiç kimse kamu düzenini sağlamakla görevli polisin izinsiz gösteriyi önleme amacına eleştiri yöneltme-miştir. Kınanan, kamu düzeni için tehdit niteliğini kaybetmiş, yerde yatan bir kadına tekme atılmasıdır. Bu, düzen sağlamak değil hınç almak, ceza vermektir.

Hiçbir mazereti olamaz.

İktidar geç kaldı
İktidar, medyayı "dördüncü güç" olarak gören uygar bir anlayışa sahip olsa ve bu yanlış karşısında derhal vatandaştan yana tavır koyabilseydi dış kaynaklı protestolara muhatap olmaktan kendisini de ülkeyi de koruyabilirdi.

Başbakan'ın olaya yaklaşımı, AB'ye girme iradesinin yeterli bilgi, inanç ve ruhtan yoksun bulunduğunu açığa vuruyor.

AB ile bizim seçtiğimiz yaşam biçimi, günahlarımızı saklamaya ve bu şekilde dolaylı olarak yanlışlarımıza koruma sağlamaya izin vermiyor.

"Dünya duymasın"mış..

Hayır, onun yerine dünyaya rezil olmamıza sebebiyet veren suçlar, günahlar işlenmesin!

Artık sınırlar kalktı, iyi ki kalktı. Uluslararası medya dünyanın her yerinde her olayı anında izleyip uluslararası topluma duyuruyor. Yani İstanbul'un ortasındaki olaydan haberdar olmak için dünya medyasının bizim ihbanmıza ihtiyacı yoktu.

Sansür çağı bitti
Ayrıca bugünün dünyasında hiçbir kötülük, savaş ortamında bile gizli kalmıyor. Ülkenin menfaati yanlışı saklamak değil, bilgilendirilen kamuoyunun gücü ile yanlışlardan arınmaktır. Bunun sigortası özgür medyadır.

Ebu Gurayb'da savunmasız esirlere uygulanan işkence ve aşağılama Amerika'ya karşı büyük bir muhalefet doğurdu. Kimse medyayı "düşmana koz vermek"le suçlama cesareti gösteremedi. Çünkü o görev yapılmasaydı Amerika sansür altında çok daha ağır günahlara ve savaş suçlarına batardı.

Türkiye, çağdaş hakların güvence altına alındığı bir düzene önünde sonunda kavuşacaktır. Reformları hızla yapan irade, o reformları hayata geçirecek zihniyet devrimini biraz zaman da alsa gerçekleştirecektir.

Polis aşın şiddet kullanmamayı öğrenecektir.

Ama korkarız iktidarların medyayı yönetme ve baskı kurarak terbiye etme hevesinden vazgeçtiği günlere ulaşmak daha uzun zaman alacak!

DİĞER YENİ YAZILAR