Meclis sorsun!

Haberin Devamı

Tayyip Erdoğan’ın iktidar döneminde kuvvetler ayrımı ilkesi büyük yara aldı.

Bilinçli olarak “Tayyip Erdoğan’ın iktidar dönemi” dedim; çünkü demokratik normların çerçevelediği bir parti iktidarından söz etmek mümkün değildir bugün.

Erdoğan birinci döneminde meclisi devre dışı bıraktı, ikinci döneminde bir adım daha atarak bakanları “sekreter” konumuna getirdi.

Öyle ki meclis, Başbakan’ın belirlediği çalışma takviminin dışına hiç çıkmıyor. Araştırma ve denetleme fonksiyonlarını tamamiyle unuttu.

AKP grubu meclisin her işlem ve eylemine hakim olduğu için TBMM’nin görevi, Başbakan’ın istediği yasaları onun tayin ettiği vadede çıkarmakla sınırlı hale geldi.

Temel gıda maddelerinin fiyatlarında meydana gelen aşırı artışlar ve üretim düşmesinden kaynaklanan darlıklar bütün dünyada toplumsal düzeni, güvenliği tehdit edici gelişmeler olarak izleniyor.

Türkiye önündeki büyük sorunu bu kafa ile aşabilir mi?

Başbakan istiareye yatacak, üç-beş danışmana sorduktan sonra talimat oluşturacak, Allah’ın yardımı ile her iş yoluna girecek... Kendimizi kandırmayalım; önümüzdeki olay ciddiyet talep ediyor.

Tehdit, boykot boş...

Başbakan Erdoğan meclisi hanidir unuttuğu denetleyici görevine yönlendirerek bir kötülükten kendisinin de yararlanacağı bir iyilik çıkarabilir.

Türkiye temel gıda maddeleri konusunda bir sıkıntıya girmişse hiç düşünmeden şunu söyleyebiliriz:

Ülke iyi idare edilmiyor!

Yüksek faiz-düşük kur politikası nedeniyle tarımsal üretim kabiliyeti iğdiş edildi. Teknikler gelişiyor ama tarım üretimi sürekli düşüş gösteriyor. Bir daha yerine konulması kolay olmayan kamu servetlerinin satışından elde edilen paralarla sağlanan bolluklar işte böyle küçük bir krizde suyunu çekiyor.

Dün baktım da Ankara Ticaret Odası ile Ticaret Borsası’nın başkanları boykot çağrısı yapmışlar, halka “birkaç gün pirinç yemeyiverin” demişler.

TMO Genel Müdürü de “devlet blöf yapmaz, çaktı mı yıkar” türünden tehditler savurmuş.

Bu lâfların işe yaramadığını, hükümetler götüren kıtlık ve karaborsa dönemlerindeki tecrübelerimizden biliyoruz. Artık denememiz gereken yeni yöntem üretim artışını özendirecek tedbirleri aramak ve darlık üstüne oynayan vurgunculara hareket alanı bırakmamaktır.

Bu arada hata yapılmışsa onun da hesabını sormak...

Kimler voliyi vurdu?

Çiftçi “AKP geldiğinden beri tarım kan kaybediyor. Türkiye’yi iyice dışarıya bağımlı hale getirdiler” diyor.

Başbakan “Hayır bu iddia doğru değil” diyemiyorsa bıraksın, meclis çalışsın ve gerekirse hesap sorsun.

Gübrenin fiyatı altı ayda bir kat arttı. Mazot 3 YTL’ye dayandı. Devlet buğdaya, mısıra destek veriyordu, desteği neredeyse dörtte bire indirdi. Tahıl para kazandırmadığı için ekim alanları ve üretim elbette düşüyor, daha da düşecek.

Bunun çaresi vardır ve meclis ararsa bulur. Sonra...

Bir Ziraat Odası Başkanı dün TV’de pirinç stoklarının zamansız elden çıkarıldığını söylüyor ve büyük alımlar yapan firmaların iktidar partisine yakın olabilecekleri şüphesini açık ederek merakımızı tahrik ediyordu.

Meclis görevine sahip çıkmalıdır.

Piyasaların doğru çalışması da yetkilerinden ödün vermeyen bir meclisin varlığına bağlıdır!

DİĞER YENİ YAZILAR