Maske düştü!

Başbakan Erdoğan dün "Türkiye'ye hükümet edenler, Türkiye'de bellidir" dedi. Ne demek bu?

Haberin Devamı

Başbakan Erdoğan dün "Türkiye'ye hükümet edenler, Türkiye'de bellidir" dedi. Ne demek bu? Tayyip Erdoğan'ın "milli görüş" gömleğini giydiği dönemdeki düşüncelerini hatırlatan bu sözlerin hangi vesile ile söylenmiş olduğuna bakmak belki şifreyi çözmemize yardım edebilir.

Bilindiği gibi hükümet, reform adına bir YÖK yasası hazırladı. Bu taslak üniversitelerden tepki görünce ortak bir zeminde uzlaşma aramaya karar verildi. Fakat iktidar, imam hatiplerin üniversitelere giriş yollarını açmak için bu konuyu yasa taslağından ayırıp özel bir tasarı halinde meclise sevketti. Rektörler de önceki gün sert bir bildiri ile hükümete tasarıyı geri çekmesi çağrısında bulundu. Dün gazeteciler "Şimdi ne yapacaksınız?" diye sorunca Başbakan o sözleri söyledi. Eğer dil sürçmesi değil de düşüne taşına söylenmiş bir sözse bu, gereksiz ve zamansız bir bunalımın habercisidir. "Hükümet etme"yi "hükmetme" zanneden bir iktidar anlayışı, Türkiye'yi acı tecrübelerin yaşandığı "zaman tüneli"ne sokar çünkü.. AKP'nin yarın kongresi var. İmam hatiplerle ilgili tavizin YÖK taslağından ayrılıp acele meclise sevkedilmesi, "Milli Görüş"ten gelmiş delegeleri tatmine yönelik bir kurnazlık mıdır acaba? Eğer öyleyse, genişleyeceği belli olan tepkiler bahane edilerek tasan kongreden sonra geri çekilebilir. Çekilmezse bu defa, iktidarın yüksek öğretimdeki reform girişimi ağır yara alır. YÖK Başkanı Gürüz, daha yolun en başında şunu söylemişti: "Niyet reform değil. Tek dertleri imam hatipleri yaygınlaştırıp üniversitelere girişte yollarını açmak.."

İmam hatiplerle ilgili tasarıyı acele meclise sevkeden AKP iktidarı, Prof. Gürüz'ü haklı çıkarmıştır. Dileriz "hükümet etme"nin "hükmetmek" demek olmadığını anlayacak kadar zamanı kendilerine tanırlar!

Yasemin ölmesin
"Para yatırmadığın için tedavimi yarım bıraktılar. Baba ne olacak şimdi, ölecek miyim ben?" Anadolu'nun çaresizliği her adımda isyanını "Yoksulluğun gözü kör olsun" yakınmasıyla dışa vurur. Oysa Anayasamız Türkiye Cumhuriyeti'nin "demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti" olduğunu yazıyor. Sosyal devlet, yoksulluğu ölümcül bir kader olmaktan kurtarmak için vardır.

Edirne Tıp Fakültesi Hastanesi'nde üç yıldır lösemi tedavisi gören 16 yaşındaki kızın telefonda babasına "Baba ne olacak şimdi, ölecek miyim ben?" diye ağlaması, bu ülkeyi yöneten gelmiş geçmiş bütün iktidarların yüz karasıdır, hezimetidir. Yoksulluktan önce onların basiretsizlik ve beceriksizliklerinin gözü kör olsun! Bağ-Kur bir sosyal güvenlik kurumu.. Görevi, üyelerine böyle günlerde yardımcı olmaktır. Eğer çocuğu lösemili bir üyesinin ilâç parasını ödeyemiyorsa niçin vardır? Bu görevi yapacak parayı bulamıyorsa, memuruna ödediği parayı nereden bulur? Yasemin Göncagül'ün çığlığı, tüm ülkeyi alarma geçirmeli. Sosyal devletin ölümünü seyredemeyiz!

DİĞER YENİ YAZILAR