AKP ile ilgili korkular bu partinin hep gizli bir gündeme sahip olduğu şüphesinden doğdu.
Onlar da bu şüpheleri hak etmek için ellerinden ne geldiyse yaptılar, yapıyorlar.
Din sömürüsü ile beslenen Milli Görüş partilerinden gelmeleri en önemli sebeptir.
Tayyip Erdoğan gömlek değiştirdiklerini söylese de oturdukları mahalle eski mahalleleri ve hedef oldukları baskılar rotalarını belirlemekte etkili oluyor.
Kadrolaşma neredeyse tamamlanmıştır. Devletin köşe başları, en tepedeki iki zatı ve türbanlı eşlerini örnek almış insanlar tarafından tutulmuştur.
AKP örgütlerinde görev yapanların yüzde 90’ı Refah ve Fazilet partilerinde çalışmış militan siyasetçiler... Bu düşünce yapısının parti yönetimi üstündeki kuşatma etkisi, sadece yükseltilecek memurları değil ihalelerde devlete iş yapacak müteahhitleri bile seçiyor.
AKP milletvekili Tuğcu açıkça söylemedi mi:
“Elbette iş alacaksa kendine çekidüzen verecektir insan!”
İktidar tabanının anlayışında bir Müslüman’ın kendisine çekidüzen vermesi, karısını örtmekle başlıyor!
Geçen Ramazan, içlerinde tek Müslüman bulunmayan AB ülkeleri büyükelçilerine ezanlı iftar yemeği veren Başbakan o toplantıda ne dedi, biliyor musunuz:
“Bize dinci parti denmesini hakaret kabul ederiz” dedi!
Neredeyse bütün il ve ilçe eğitim müdürlüklerine ya ilâhiyat ya din dersi öğretmenleri getirildi. Matematik, edebiyat öğretmenleri idareci olamıyor mu?
Dünkü manşetimiz, Said-i Nursi anısına İstanbul’da düzenlenen sempozyuma THY’nin sponsor olduğunu haber veriyordu.
Olay, bu kurumdaki kadrolaşmanın devletin laik yapısına açıkça meydan okuyacak cürete ulaştığını gösteriyor.
“Olayı ticari olarak değerlendirdik” demiş kurumun sözcüsü.
Evet, oyların birer değil binerli gruplar halinde hareket ettiği cemaat tarlalarında iktidar yararına ve devlet parasıyla iyi bir ticaret yapılmıştır!
Apronda deve kestiren THY Reuters ajansının 2006 yılı “tuhaf olaylar almanağı”na girmişti.
O zaman olayın sadece deve kısmı ile ilgilendiğimiz için geride kalan develer kurtuldu ama din sömürüsü işte böyle Said-i Nursi promosyonuna kadar dayandı.
Dolar düşüyor, borsa yükseliyor, ne diyebiliriz ki?
Allah kabul etsin!
Parti kapatmaya başka yol
Siyasette çıkar hesabı, sineğin yağını çıkarma tamahına varmamalı.
Başbakan Güneydoğu oylarını avlama-tavlama hesabıyla yanlış şeyler söyleyebiliyor. Meselâ dün grupta, Kürtlere “kardeşim” dediği için eleştirildiğini öne sürdü.
Kürtlere kim başka türlü davranıyor? Eleştiri olmuşsa, teröriste “kardeşim” diyen eleştirilmiştir.
Sonra DTP ile ilgili kapatma davası... “Yüz binlerce vatandaşımın oylarını alarak parlamentoya gelmiş olanlara karşı biz antidemokratik yolları seçmeyiz” dedi. Tersini yapan mı var?
Davayı açan Yargıtay C. Başsavcısı bu ülkenin yasalarına dayandı. Hukuku işletmek ne zamandır demokrasi karşıtlığı oluyor?
Başbakan samimi ise DTP’nin işlediği suçları yasalarımızda parti kapatma sebebi olmaktan çıkarır olur biter. Emsal arıyorsa var:
Almanya’da parti kapatma talebi savcıdan değil parlamento veya hükümetten, Çek Cumhuriyeti’nde hükümet veya devlet başkanından geliyor.
Sömürüye değil çözüme yatırım yapalım!

