Mahşere kalmasın

Haberin Devamı

Madımak canileri eksiksiz yakalanıp cezalarını çekmiş olsaydı daha barışçıl bir ülkede yaşıyor olurduk.

Çocuklarımıza daha barışçıl bir dünya bırakacağımız güvenini ve huzurunu yaşardık.

Bunu yapamadık.

2 Temmuz 1993 tarihinde Pir Sultan Abdal’ı anma çağrısıyla Sivas’a giden 33 masum aydın, Madımak Oteli’nin ateşe verilmesi sonucu yanarak ya da dumandan boğularak hayatlarını yitirdiler.

Katliamın bir numaralı sanığı, o meşum olayı simgeleyen fotoğrafın sol başında duran kişi, 18 yıldan beri aranıyordu.

Fotoğraftaki ifadesi, din sömürüsü ile kışkırtılan kalabalığı yönettiğini açıkça gösteriyordu.

Refah Partisi belediye meclisi üyesi olan Cafer Erçakmak’ın Fransa’ya kaçtığı ve orada yaşadığına dair haberler çıktı.

Ama katliamın 1 numaralı sanığının polis merkezine 500, valilik makamına 400 metre uzaklıkta bir apartman dairesinde yaşadığı ancak ölümü ile öğrenilebildi.

Katliamın sebebi olan nefretin körükleyicisi olmakla suçlanan kişinin 18 yıl boyunca gizlenebilmesi, yardım görmediği sürece mümkün değildir.

Madımak’ın masum kurbanlarını ve onlar gibi düşünenleri ülkenin geleceği konusunda azap içine sokan sebep herhalde bu suçluların kendilerine korunma sağladıkları bir gaflet ve ihanet çevresini bugün hâlâ bulabiliyor olmalarıdır.

Kötü ruhlu insanlar toplumdan asla himaye ve anlayış görmemeliler.

Ama görüyorlar!

Dün internette gezinirken bir Madımak ağıtı altında, etkilendiğim bir dörtlük gördüm:

İçin temiz olmadıktan sonra

Hacı hoca olmuşsun, kaç para!

Hırka, tespih, post, seccade güzel;

Ama Tanrı kanar mı bunlara?

Madımak suçlusunun hayatının son 18 yılını kaçarak tüketmiş olması, yakalanma korkusu içinde ona cehennem azabı yaşatması bir teselli midir? Hayır...

İlâhi adaletten medet ummak ayıplı bir çaresizliktir.

Korunan suçlunun devlet ve toplum içinde suç ortakları bulunduğunun da üstü örtülü ihbarıdır.

Adaleti öbür dünyaya bırakmayalım!

Uzlaşma adresi yargı

CHP’li milletvekillerinin dün Meclis’te yemin etmeleri iyi oldu.

Bu sonucu sağlayan yöntem ve çabalar da demokratik kültürümüz için kazançtır.

Kimse galip-mağlup aramasın.

Bir uzlaşma üretilmiş, büyüme riski olan bir kriz çözülmüştür.

CHP’nin yemin direnişini sürdürmesi için zaten sebep kalmamıştı.

İktidar üstünde etkili olabilecek baskı grupları da tamamen kayboldular.

CHP’nin Balbay ve Haberal’ın şahsında yaşanan temsil krizini uluslararası zemine taşımaktan başka çaresi bulunmuyordu.

Bu görev “yemin etmiyoruz” denilerek yapıldı, böylelikle dış kamuoyunun dikkati Türkiye’ye çekildi ve iş bitti.

Artık mücadele Meclis’e taşınacaktır.

İktidar partisi de “yargıyı etkileme siparişleri” karşısında taviz vermemiştir ama uzlaşmanın talep ettiği anlayışı da esirgememiştir.

AKP-CHP ortak açıklamasını ben yargıya dönük talep ve dilekler olarak yorumladım. İstenen şudur:

1. Genelde hukuku, özelde tutukluluk rejimini doğru anla ve uygula;

2. Tutuklu milletvekillerinin demokratik temsil görevlerini yapmalarının önünü aç.

AKP’nin aynı uzlaşma anlayışını BDP’ye karşı da göstermesi borcudur.

BDP’nin CHP ile yürütülen uzlaşma çabalarının dışında tutulduğuna dair endişeleri sebepsiz bir alınganlık değildir.

DİĞER YENİ YAZILAR