Mahkemeye hayır!

Haberin Devamı

Afyon’daki cephanelik faciasında yitirdiğimiz fidanların acısına katlanmak kolay değil.

Olay, gerçekler aydınlanana kadar siyasetin bir numaralı gündem maddesi olmaya devam edecektir.

Sert eleştiriler yapılacak, kırıcı sözler de söylenecektir.

Devlete emanet edilmiş genç hayatların niçin ve nasıl söndüğü sorusuna cevap aramak, o fidanların fedakârlığı sayesinde güven içinde yaşayan herkesin vicdan ve namus borcudur.

İktidarın ve Genelkurmay’ın sabotaj ihtimaline yönelik beyanlara hassasiyetini anlamak mümkündür.

Çünkü sabotaj, düşmanlarına karşı devletin kendini savunmakta yetersiz kaldığını düşündürecektir.

Böyle bir ihtimal elbette olabilir ama emin olmadan, sağlam kanıtlar görmeden bu iddiayı sahiplenmemek gerekir.

CHP lideri Kılıçdaroğlu, çıkış noktasında haklıdır ve görevini yapmaktadır.

Uludere’de 34 kişinin hayatını yitirdiği faciada ve Suriye’de düşen keşif uçağımızla ilgili olayda “doğruları halkından saklayan hükümet”in aynı yanlışı Afyon’da tekrarladığını iddia etmesinde bir yanlış olmayabilir.

Yanlış, sabotaj iddiasını sahiplenmesidir.

Keşke Başbakan’ın dünkü eleştirileri üzerine başta yüzde 99 dediği sabotaj ihtimalini inadına doksan dokuz buçuğa çıkarmasaydı.

Kendisinden beklenen, sabotaj ihtimaline onu inandıran kaynağı açıklaması idi. Yüzde doksan dokuz buçuk, beklenen cevap değildir.

Peki TSK’nın ana muhalefet lideri aleyhine yargı yoluna gitmesi doğru bir seçim olur mu?

Hayır, çünkü Başbakan’ın yaptığı açıklamanın satır araları, Genelkurmay’ın siyasi iktidar tarafından yönlendirildiği şüphesini davet ediyor.

TSK siyasi polemiğe açık veya dolaylı taraf durumuna asla düşmemelidir.

Siyasi tercihi şüpheci dedikodulara konu yapılan bir orduya şu aralar hiç ihtiyacımız yok!

Polis Marx’ı yakaladı!

Polis ne kadar sert, ne kadar yasakçı olursa o kadar makbul sayılıyor galiba...

Dün yurdun çeşitli kentleri 4+4+4 protestolarına sahne oldu.

Diyarbakır’da Eğitim-Sen’in gösterisi biber gazı ile bastırılıp copla dağıtıldı.

Merak ediyorum; kolaylıkla kontrol edilebilecek sayıda bir grup, elli metre yürüyüp basın bildirilerini okuyarak dağılsalar kıyamet mi kopardı?

Hayır... Ama korkarım ki polisten tavizsiz sertlik bekleniyor.

Polis de bu beklentiyi genişletiyor:

İşte Ankara Emniyet Müdürlüğü, yeniden yasaklanmasında yarar gördüğü kitaplar listesine Marx ve Engels tarafından yazılan Komünist Manifesto’nun da eklenmesini istemiş.

Yüz elli yaşını çoktan aşmış olan bu kitap ve içeriği dünya üniversitelerinde temel kaynak olarak okunuyor, kimseye bir zararı dokunmuyor.

Bizim çocuklara zarar verir mi?

Eğitimcilerin 4+4+4 konusundaki eleştirilerine inanacak olursak hiçbir zarar veremez.

Çünkü 4+4+4 tezgâhında yetişen dinci ve kinci nesil o kitabı okusa da anlamayacaktır nasıl olsa!

DİĞER YENİ YAZILAR