Üstünden 7 yıl geçmiş olan o seminere sunulan senaryonun darbe planı olduğuna iktidar gerçekten inanıyor mu?
Yoksa bunu seçimde yararlanacağı mağduriyet sömürüsünün yatırımı olarak mı kullanmak istiyor?
Askeri vesayet yakınmalarının haklılığı büyük ölçüde ortadan kalkmıştır.
Genelkurmay Başkanı Başbuğ’un açıklamaları, komutanın şerefi ile teminata bağlanlanmış demokrasiye sadakat taahhüdü içeriyor. Ama işe yaramıyor, darbe korkuları bir türlü uzaklaşamıyor.
Türkiye’yi dünyaya “darbeler ülkesi” olarak afişe etmeyi haklı gösterecek bir durum gerçekten mevcut mudur?
İnternet siteleri alaycı yorumlarla dolu. Vatandaşlar “Bu komutanları darbe yapmadıkları için mi topluyorlar?” diye dalga geçiyor.
Önceki gün Abdüllatif Şener CNNTürk’e dikkate değer şeyler söyledi.
Tartışılan seminerin yapıldığı 2003 yılı başında Şener, AKP’nin bir kurucusu olarak iktidarın her karar ve eyleminden haberli Başbakan Yardımcısı idi.
Darbe hazırlığı olsa, elektriğini en yakından hissedebilecek biriydi.
Ama Şener o dönem gelişmelerinin darbe şüphesi uyandırmak şöyle dursun tam tersine pozitif bir tablo yansıttığını anlattı.
Gerçekten de Tayyip Erdoğan yasaklı olduğu için 2002 seçimine girememiş, sonra Siirt’te ara seçim icat edilerek milletvekili seçilmiş ve hükümetin başına geçmişti.
Şener MGK toplantılarında bile iktidar partisine ve yasaklı Erdoğan’a yardımcı bir niyetin varlığını hatırlıyor.
Ama o dönem şimdi Balyoz soruşturması geçiriyor ve Türkiye yine kitlesel gözaltılara ve tutuklamalara sahne oluyor.
Eğer bunlar iktidar partisine “mağduriyet” sağlayan kârlı seçim yatırımı olsun diye yapılıyorsa -ki bu şüphe hep var- sonsuza kadar üstü örtülemeyecek silâh mutlaka geri tepecektir.
Böyle bir ihtimal Çankaya’da toplanan dünkü zirvede herhalde söz konusu edilmemiştir. Gül’ün yerinde tarafsız bir Cumhurbaşkanı olsa acaba Silâhlı Kuvvetler’e zarar veren kampanyaya bu kadar uzun süre seyirci kalır mıydı?
Çankaya Köşkü’nden dün “kurumların yıpranmaması için herkesin sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerektiği”ni hatırlatan bir açıklama yapıldı.
Dileriz Cumhurbaşkanı “herkes”in en başına kendisini koyar!
Doğramacı ölmez
Türkiye anıtsal eğitim kurumları ile adını ölümsüzleştirmeyi fazlasıyla hak eden seçkin bir evlâdını kaybetti.
Prof. Dr. İhsan Doğramacı’ya Tanrı’dan rahmet, ulusumuza başsağlığı dileriz.
Yabancı bir bilim adamı “Ülkenizi nasıl sevmeniz gerektiğini Doğramacı’dan öğrenebilirsiniz” demişti.
Doğramacı, yüksek öğretime kalite kazandıran vakıf üniversitelerinin babası ve kurucusudur.
Arkasında adına yakışır üniversiteler bırakmış, bu eserlerin parasal kaynağını kendi ailesinin varlığını vakfederek sağlamıştır.
O yalnız yaratıcı bir girişimci, çok iyi bir bilim adamı olarak değil, az bulunur erdemlerin inşa ettiği bir anıt kimliği ile hatırlanacak ve dileriz benzer olanaklara sahip olanlara da örnek olacaktır.
Doğramacı, Türkiye’nin popüler sahnesine YÖK’ün kurucu başkanı olarak çıktığı için yıkıcı eleştirilerin hedefi oldu.
Ama o kadar temiz, inançlı ve yaratıcıydı ki, biz dahil pek çok şanslı insan, ona yaptıkları haksızlıkların pişmanlığını bu dünyaya veda etmeden kendisine duyurabildi.
Huzur içinde yatsın...
Liste başı Gül!
Haberin Devamı

