Liderlik dersi

Türkler ve Yunanlılar, yaşamlarını birbirleriyle yaptıkları rekabetle besleyip geliştiren iki ulustur

Haberin Devamı

Türkler ve Yunanlılar, yaşamlarını birbirleriyle yaptıkları rekabetle besleyip geliştiren iki ulustur.

Birbirlerine kabul ettirdikleri üstünlükler, iki taraf için de benzerlerinden daha değerli başarılar olarak algılanır.

Tarihin izleri ve Türkiye’nin büyüklüğü bu rekabeti Yunan tarafının mubalâğalı biçimde algılamasına sebep olur ki bu da doğaldır. Çünkü komşuluk ilişkisine dayalı milliyetçi yarışlar hep böyledir.

Bu rekabet cumartesi gecesi bizim tarafa mutluluk ışıltıları saçan bir zafer sayfası açarken Yunan tarafının içini karartan, hezimet anlamında bir yenilgi getirdi.

Avrupa Futbol Şampiyonası finallerine giden yolda Türk milli takımı Yunanistan’ın son Avrupa Şampiyonu olan ekibini 4-1 mağlup etti.

Maç nerede döndü?
Evet Yunanistan şimdiye kadar Türkiye’yi hiç yenmemişti ama komşunun futboldaki hızlı yükselişi ve bizdeki dönemsel düşüşe talihsiz sakatlıkların eklenmesi, “utandırıcı bir ilk”i yaşayacağımız, Yunanistan’a açık farkla yenileceğimiz konusunda korkular uyandırmıştı.

Sahadaki gençlerin hepsi müthişti ama o maçı bize kazandıran fark, Fatih Terim’in şahsında ve eylemlerinde kanıtlanmış olağanüstü liderlik yeteneğidir.

Terim, herkesin kendini hezimete hazırladığı bir süreçte kurtarıcı lider kimliğinin örneğini verdi.

Yönettiği sporcuların dinamosunu, maneviyat denilen gücün çalıştırdığını bilerek onlara ustaca güven duygusu aşıladı.

Bu maçın en kritik dönemeci bizce Terim’in “Aslarımızın çoğu sakat. Maça çok eksik çıkacak olmamız sizi korkutmuyor mu?” sorusuna verdiği cevaptır.

Terim “Hayır” dedi, “Biz de sahaya 11 kişi çıkacağız!”

Napolyon ve Terim
Zafer getiren ayırıcı farklardan biri de çalışkanlık ve çözümleyici bilgilere ulaşarak onları değerlendirmek konusundaki disiplindir.

Dünyanın en tanınmış liderlik uzmanı Peter Drucker şunu diyor:

“Mutlaka plan yapmalı. Napolyon’un hangi savaşta planına uyulmamışsa hep o savaşlardan zaferle çıktığı anlatılır. Ama gene de Napolyon bütün savaşlarını benzersiz bir titizlikle planlamıştır.”

Terim de rakibi iyi tahlil etmiş, onu kendi sahasında basmış, en etkili dört oyuncunun da kilitlenmesini öngörmüştür.

Napolyon’dan farklı olarak planına sadık kalmış, savaşçıları da bu planı hem akılları hem yürekleriyle uygulamışlardır.

Futbolun şansla ilişkisini inkâr etmek elbette mümkün değil ama fazla abartılması da kabul edilmemeli.

Bizim takım şanslı olduğu için kazanmadı. Daha iyi hazırlandığı, daha iyi oynadığı için kazandı.

Şans kazanmayı hak eden tarafı sever, fark belki bu yüzden açıldı.

Aynı mutluluğu Norveç maçında da yaşamayı diliyoruz.

DİĞER YENİ YAZILAR