Liderliğe terfi

Haberin Devamı

Kılıçdaroğlu CHP’yi altı aydır Genel Başkan Vekili gibi yönetiyordu.

Dün liderliğe terfi etmiştir!

Çünkü kendisini sınırlayan Önder Sav vesayetine son vermiş, onun örgüt üstündeki gücünü kullanarak oluşturduğu rehin alıcı zincirleri kırmıştır.

Bu hesaplaşma kaçınılmazdı.

CHP’nin karar organı MYK’ya Önder Sav’ın yönetim anlayışını yansıttığı için “Polit Büro” deniliyordu. Orada Sav’ın odak olduğu bir merkeziyetçilik, bürokratik tutuculuk, dışa kapalılık hüküm sürüyordu.

Genel Sekreter Önder Sav, partinin yeni seçmenlere ulaşmasına engeldi ama partinin kontrolünü elinden alacak açılımlara da şiddetle karşıydı.

Tüzük değişikliğine bu nedenle direndi.

Yeni tüzüğün gerektirdiği 13 Genel Başkan Yardımcısı’nın belirlenmesi ile ilgili Başsavcılık uyarısı sonun başlangıcı oldu.

Önder Sav, güçlü Genel Sekreter olarak konumunu koruyacak eski düzene dönülmesi için bastırdı. Ama Kılıçdaroğlu’nu razı edemedi.

Çünkü Kılıçdaroğlu, düşündüğü takım oyununu Önder Sav’la oynayamayacağını görmüştü.

Korku imparatorluğu

Ayrıca... Hem seçmen tabanından hem güvendiği deneyimli insanlardan gelen telkinler, partideki iki başlı yönetimi sonlandırması için daha fazla geç kalınmaması gerektiği konusunda onu uyarıyordu.

Ve Kılıçdaroğlu dün gözünü kararttı.

Önder Sav, görkemli parti merkezinin dördüncü katında Parti Meclisi’ni toplayıp kurultay kararı aldırırken Kılıçdaroğlu, eski Genel Sekreter Önder Sav’ı tasfiye eden darbeyi ikinci katta indirdi!

Önder Sav’ın olay karşısındaki tepkisi, kaybından duyduğu acı ve öfkeyi açık ve kaba bir şekilde gösteriyordu.

Genel Başkan’ın bulunmadığı Parti Meclisi toplantısında alınan kurultay kararının geçersiz olacağını söyleyen Kılıçdaroğlu’nu disiplin suçu işlemekle suçlayıp “CHP kimsenin babasının malı değil“ diye bağırdı.

Aynı dakikalarda Kemal Kılıçdaroğlu, Sav’ı açıkça suçlayan ifadelerle CHP’de bir dönemin kapanıp yeni bir dönemin başladığı mesajını verdi.

Sav’ı eleştirirken onun örgüt üstündeki etkisinden yarattığı gücü şantaj olarak kullanmasına izin vermeyeceğini söyledi.

Daha da ileri giderek Sav’ı partide bir “korku imparatorluğu” kurmakla suçladı.

Yine Kurultay paklar

Olanlar ve söylenenler Kılıçdaroğlu ile Sav’ın artık asla bir araya gelemeyeceklerini gösteriyor. Bu kavga partinin çıkarları düşünülerek seçim sonrasına kadar dondurulabilir mi?

Sav’ı tanımayanlar bile onun fotoğrafına baktığında rövanş peşinde koşacağını okuyabilir. Nitekim dün akşam, muhtemel bir ayrılığa geçerli mazeret üretmek için Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin temel doğrularına ters düştüğü gerekçesiyle kötüledi.

Çekilirken ortalığı ateşe vermeye yatkın bir hava var Sav’da..

Korkarız ki bu husumet, önümüzdeki seçimde yeni kitlelerin desteğini kazanmak zorunda olan CHP’ye geleneksel oylarından bir kısmını kaybettirebilecektir.

Seçimde yenilgiye uğramış bir yönetimi indirmenin kolaylığını düşünerek Önder Sav’a bağlı örgüt unsurlarının en azından yeteri kadar çalışmamaları ihtimali hesaba katılmalıdır.

Acaba parti içi muhalefetin imza toplamasını beklemeden olağanüstü kurultay çağrısını hemen yapmak yerinde bir seçim olmaz mı? İyi düşünülmelidir.

O kurultay Kılıçdaroğlu’nu riske sokmaz.

Ama CHP’ye tabanından ikinci kez güvenoyu almış bir liderle seçime girme şansını sunar!

DİĞER YENİ YAZILAR