Lider tercihi

Haberin Devamı

Oyunu aldığı tabanın genişliği ve çeşitliliği ile AKP, merkez sağda bir kitle partisi olmanın şartlarını taşıyor.

Ama bu kimliğin tescili için cumhurbaşkanı seçiminin sonucunu görmemiz gerekecektir.

AKP yakaladığı kitle partisi olma fırsatını kullanabilirse bundan Türkiye’nin yalnız istikrar anlamında değil laik demokratik rejimle barışını sağlayacağı için uzun vadeli kazanımlar da elde edeceği kesindir.

Ama diğer yanda, karşıt sayılabilecek ideolojiler koalisyonunun AKP liderliği üstünde yarattığı baskılar vardır. Bunlar rövanşist duygularla askere karşı birikmiş tepkilerin hıncını AKP’nin sırtından çıkarmaya çalışıyorlar.

Aslında Abdullah Gül’ün adaylığı bu cephenin büyük avantajıdır. Ve o avantaj yalnız Gül’ün değil, toplumun da şanssızlığıdır. Çünkü eski solcuların taktik desteğine sahip cemaatçi cephe, başka bir adayla asla giremeyecekleri bir yarışta Abdullah Gül sayesinde iddialı olmuşlardır.

Şu anda gelen haberler, Başbakan Erdoğan’ın Gül’ü harcamayı göze alamayacağını gösteriyor.

Oysa dışarda Başbakan Erdoğan’ın seçimini Gül dışında bir adaydan, daha doğrusu AKP’yi kitle partisi haline getirecek bir tercihten yana kullanacağı tahminleri dolaşıyor. Mesela ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Bryza’dan aldıkları demeci Yunan gazetesi Ependitis şöyle tercüme etmiş:

“Erdoğan Gül’ü aday göstermemeli!”

Türkiye’de ılımlı İslâm’ın yükselişine işaret gelişmelerden Amerika’nın şikâyeti yoktur. Ama onlar da cemaatçi ideolojinin bir sınırı aşması ihtimalinden ürküyor. Çünkü biliyorlar ki...

Cemaatçilik bir dinsel cemaati ulusal devlete ve ulusal topluma karşı kullanmaktır. Gericiliğin çağdaş versiyonu olan bu akım elbette devletin meşruiyetinin laik temellerine de karşıdır.

Türkiye’de din, toplumsal kimliğin git gide yegâne temeli haline getiriliyor. Bu tehlikeyi görmek lâzım.

Erdoğan, Gül’le ilgili kararı kader yoldaşına farz olan bir borç olarak görürse yanlış yapar. Bencillik eder.

Kararını lider sıfatı ile lider gibi vermek zorundadır!

*****

Su ve deprem Allah’a havale!

Başbakan “Su sıkıntısından sorumlu tutulamayız” diyor.

Ankara Belediye Başkanı “Tek çözüm rabbimin yağmur vermesi” diyor.

Nasıl dindarlık bu; iyilikler kendilerinin marifeti, sıkıntılar Allah’ın takdiri!

Kuraklığa seçimden sonra mı yakalandık? Hayır... AKP oy kaybetmemek için sorunu gizledi, üstelik su bolluğunu düşündürecek hilelere başvurdu. Partinin seçim bildirgesinde “Tütün ve alkol kullanımı, meyve ve sebzenin eksik tüketilmesi, yetersiz fiziksel aktivite, aşırı kilo, yüksek kan basıncı ve yüksek kolesterolden oluşan 7 sebeple kararlılıkla mücadele edilecek” diye yazdılar ama asıl sorunları unutturmaya çalıştılar.

Kim bilir belki de kuraklık ve deprem tehlikesine karşı hazırlığın, hükümetin değil Diyanet İşleri’nin sorumluluğuna girdiğini düşünüyorlardır!

DİĞER YENİ YAZILAR