Ana muhalefet, demokrasinin sigortasıdır. Muhalefeti gelecek vaat etmeyen bir rejim yozlaşmaya tıkanmaya mahkûmdur.
O nedenle yaklaşan CHP Kurultayı’nı partinin iç meselesi gibi göremeyiz.
CHP’nin geleceğinden sorumlu olanlar “Bu parti bizim; beğenmeyen oyunu vermesin” diye kestirip atamaz.
Bugün şikâyet ettiğimiz “polis devleti” AKP’nin günahıdır ama iktidara hukuk devletini fiilen bitiren uygulamaların cesaretini biraz da CHP’nin kısır muhalefeti vermedi mi?
Ana muhalefet proje üretir, gündem belirler, topluma umut ve heyecan verir. sadece Başbakan’ın konuşmalarındaki boşlukları deşmekle muhalefet yapılmaz.
CHP 18 Aralık’ta 80 üyeli Parti Meclisi’ni belirleyecek. O meclisten CHP’nin “iç hükümeti” olan 18 üyeli MYK çıkacak.
En yakın çalışma arkadaşları olacakları için bu üyeleri Genel Başkan Kılıçdaroğlu kendi seçecek.
Seçime yedi ay bile kalmamışken partinin bir “lider sorunu” bulunmaması büyük şanstır. Önemli olan bu şansın doğru kullanılması...
Kılıçdaroğlu’nu kritik bir sınav bekliyor.
Blok liste, çarşaf liste çekişmelerinde yeri ve rolü asla olmamalıdır. Bu tartışmaların tuzağına asla düşmemelidir.
Çünkü öyle bir rol, onu şu anda taşımakta olduğu “tartışmasız lider” konumunun kısa zamanda uzağına düşürür birbirinin kuyusunu kazan hiziplerden birinin başı görüntüsüne sokar.
Parti Meclisi’ne kimler girerse girsin Kılıçdaroğlu vaat ettiği CHP’yi yaratacağına inandığı çalışma arkadaşlarını o 80 kişinin içinden mutlaka çıkarır.
Yapacağı şey Kurultay’a isim önermek değil, nasıl bir CHP düşlüyor, onu söylemek o nitelikteki kişilerin aday olarak çarşaf listede yerlerini almasını özendirmektir.
Bütün hayatı boyunca blok liste savunan Baykal’ın bugün çarşaf liste öneriyor olması doğrudan vazgeçmenin ölçüsü olamaz.
Rakibin ak dediğine mutlaka kara deme üstüne kurulu siyaset bitmelidir CHP’de.
Kılıçdaroğlu’nun yerinde Baykal olsa blok liste yaparmış!
CHP iktidar iddiası kazanacaksa Kılıçdaroğlu’nun önce Baykal’la olan farkını göstermesi gerekir ki Tayyip Erdoğan’dan daha iyi olacağı iddiasına halkı inandırabilsin.
Lider kurultay yarışını bir taraftar gibi değil adil bir hakem gibi izlemelidir.
Silâhlanma niçin?
Meclis’teki Silâh Kanunu tasarısını inceleyen biri, güvenliğin kişisel ölçekte özelleştirildiğini zanneder.
“Kendin pişir, kendin ye” misali...
En vahim yenilik, silâh edinme yaşının 18’e indirilmesidir. Çocuk yaşta insanların pompalı tüfek edindiği bir Türkiye’yi hayal edebilir misiniz?
Bütün yasa, silâh edinmeyi özendirecek biçimde ele alınmış.
Ruhsat için heyet raporu gerekmeyecek bir doktorun “olur”u yetecek.
Ruhsat çıkarmak için gerekli birkaç hafta bile yitirilmiyor; ruhsat başvurusu yapanlara geçici belge verilecek.
Seçilmiş bir iktidar, silâh lobilerinin dolduruşuna gelerek halkın iyiliğine olmayan bir gidişe nasıl alet olur?
Bu kadar silâh ve bu kadar silâhşör niye?
Bu silâhlar herhalde yasalara saygılı, kendi halinde vatandaşlara lâzım değil.
Onların kaygısı şu ki, bu imkânı rejimi değiştirmeye çalışan radikal dinci örgütlerle bölücü örgüt sempatizanları kullanacaklardır.
Zaten birbirlerine kur yapmaya başladılar.
Meclis halkın endişelerini dikkate alarak tasarıyı bu gözle süzgeçten geçirmelidir!
Lider duruşu
Haberin Devamı

