Laiklik ve hurma

Başbakanın dış politika performansı hayli yüksek. Ama harcadığı çabaya paralel bir verim elde ediliyor mu?

Haberin Devamı

Başbakanın dış politika performansı hayli yüksek. Ama harcadığı çabaya paralel bir verim elde ediliyor mu?

Erdoğan ile Paris'te bir görüşme yapan Fransa Demokratik Birliği (UDF) lideri François Bayrou'nun Le Point dergisine anlattıktan, bu konuda şüpheler yaratıyor.

Çünkü orada yenen hurmalar, şimdi bizi tırmalıyor!

Bayrou bakın ne demiş:

"Laiklikten konuşuyorduk ve Erdoğan şu cümleyi dile getirdi: 'İnsanlar laik değildir sadece devlet laiktir.'

Halbuki biz Avrupalılar için laiklik bizim içimizde. Hayatımızda dini inançlara ait şeyleri vatandaş olarak ayırırız. Çekinmeden diyebilirim ki bu iç laiklik fikri bizim yaşam tarzımızın merkezindedir.

Fransa'da papaz bile laik bir vatandaştır. Oy kullandığı zaman hayatını adadığı dini görevden tamamen farklı gerekçelerle hareket eder.."

Fransız siyasetçi, Erdoğan'ın sözlerini Türkiye'yi Avrupa'ya ait saymayan ve AB üyeliğine karşı çıkan muhalefete "yeter de artır" bir gerekçe olarak kullanıyor.

Değişim geçirdiklerini söyleyerek iktidara gelen AKP önderleri, henüz değişim sürecini tamamlamadıklarını görmek zorundadırlar.

"İnsanlar laik değil, sadece devlet laiktir" sözünü herkes yutmuyor. Çünkü laikliği savunan insan da laiktir. Ve onun laikliği dindarlığına zarar vermez. Tersine inancının kutsallığını yüceltir.

Laik olmak zorunda olmadığını söyleyenler ise din sömürüsü yapar, geldikleri devlet görevlerinde dindar vatandaşların oylarını avlama gayretine kapılır ve laik devletle çatışmaya başlar. Uluslararası mahkemelerin kararlarını bile dinlemek istemez.

Aynen bizde olduğu gibi.

Ve bu takıyye bir gün yakalanır, aleyhimize kullanılır.

Değişmek kolay değil.. Çok çalışmak ve samimi olmak lâzım!

Paralı öğretim..
Başbakan, IMF ile yeni bir stand-by anlaşması imzalanacağını açıkladı.

Yürürlükteki anlaşmanın bitmesinden sonra hükümetin takınacağı tavırla ilgili endişeler iki aydır sürüyor ve bize pahalıya patlıyordu.

Çünkü iktidar nimetlerine tamah eden aç gözlülük, IMF'e kapıyı göstermesi için hükümete baskı yapıyordu.

Hükümet geç kalmakla beraber doğru karan vermiştir. Ve geçmiş hükümet döneminde yapılan anlaşmaya sadık kalmanın kendi başarısındaki asıl sebebi oluşturduğunu görmüştür.

Tanınmış bir bankacı bana "IMF ile yeni stand-by yapılacağı iki ay önce ilân edilseydi, iç borçlanmada faiz yüzde 20'ye kadar düşebilirdi" dedi.

Bu görüş doğruysa ne kaybettik?

Son iki ayda Hazine 13 katrilyon liralık iç borçlanma ihalesi gerçekleştirdi. Faiz ortalama yüzde 27 oldu. Bu borca bir yılda 3,5 katrilyon faiz ödenecek. Açıklama iki ay önce yapılsa, piyasalardaki güven faizi söylendiği gibi yüzde 20'ye çekse, faiz faturası 2,6 katrilyon liraya inecekti.

Neyse, hükümet öğreniyor. Ama paralı okulda okur gibi.

Parası milletten çıkıyorsa da tesellimiz vardır:

Hiç değilse inat etmiyor ve çabuk öğreniyor!

DİĞER YENİ YAZILAR