Laiklik halkı ve dini korur

Haberin Devamı

Yeni anayasayı yapan Uzlaşma Komisyonu, sistemi sorguladığı için yararlı işler yapıyor.

Sırada dün Diyanet maddesi vardı. Tabii uzlaşma sağlanamadı. Nedenini BDP’li Altan Tan’ın konuşmasında bulmak mümkün. İşte birkaç alıntı:

“Laiklik ilkokuldaki tanımına göre bile dinin devlete, devletin dine karışmamasıdır.”

“İmam Hanife, İmam Malik, İmam Şafihi ve İmam Caferi Sadık dinin devletin emrine girmesine haram fetvası vermiştir.”

“Başbakan’ın desteklediği Diyanet sistemi İslâm’a da, laikliğe de aykırıdır.”

Altan Tan sözlerini şöyle bağladı:

“Başbakan’ı Allah’ın dinini özgür bırakmaya çağırıyorum. Dini devletin emrine alarak tutsaklaştırmak en büyük günahtır!”

Din bağımsız olmalı, siyasetçiler onu hiçbir çıkar kaygısına alet etmemelidir.

Yazık ki insan olan her yerde istismar da oluyor.

Papa 16. Benedict son pazar ayininde bu meseleyi vaaz konusu yaptı.

Allah’a iman etmeyi yeniden keşfetmenin tam zamanı olduğunu söyledikten sonra şu vurguyu yaptı:

“Başarı ve maddiyat için Tanrı’yı kullanmayınız!”

Bu uyarıyı bir dinin ruhani lideri yapıyor. Çünkü dinin kötü amaçlar için kullanılması dine de zarar veriyor.

Laiklik işte bu hastalığın tedbiridir.

Atatürk’ün din ve laiklik konusundaki sözleri, Müslüman bir halkın nasıl olup da din kavgalarına imkân tanımayan bir güven zemininde büyüyebildiğine cevaptır:

“Dört halifeden sonra din, daima vasıtai siyaset, vasıtai menfaat, vasıtai istibdat yapıldı. Artık bu milletin ne öyle hükümdarlar, ne öyle âlimler görmeye tahammülü ve imkânı vardır.”

“Din ve mezhep hiçbir zaman politika aleti olarak kullanılamaz.”

“Dinden maddi menfaat temin edenler iğrenç kimselerdir. İşte biz bu vaziyete muhalifiz.”

Laiklik ilkesinin, sadece birey ve toplumun değil, dinin de güvencesi olduğunu unutmayalım!

Komşuluk ne güne?

Yüksek elektrik faturalarının Bulgaristan’ı sokaklara döktüğü krizin onuncu günü nihayet olan oldu.

Eski bir polis müdürü olan Başbakan Boyko Borisov, hükümetinin istifa ettiğini açıkladı.

Halkın kararlılık göstermesi, hükümeti sabır politikası izlemekten vazgeçirdi.

Çünkü hükümetin elektrik fiyatını yüzde 8 indirdiğini duyurması bile tepkileri dindirmedi.

Başbakan parlamento kürsüsünden şöyle seslendi:

“Polisin vatandaşlarını darp ettiği bir hükümetin lideri olmak istemiyorum..”

Komşu ülkeler arasında yardımlaşma geleneği olsaydı Bulgarları kurtaracak kolaylığı hemen sağlayabilirdik.

Halkı coplatan, basınçlı su ve biber gazı sıktıran İçişleri Bakanları bizde tümen tümen!..

DİĞER YENİ YAZILAR