Kuzu’nun çöpü!

Haberin Devamı

Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı Kuzu, AB’nin Türkiye İlerleme Raporu’nu ne yaptı biliyorsunuz.

Türkiye’nin neredeyse “yoldan çıktığı”na dair yığınla tesbit ve eleştirinin yer aldığı raporu, şov havasında çöpe attı!

Türkiye’nin geleceğini AB’de görenlerin “Yok mu kurtaracak bahtı kara maderini” diye endişe ve bekleyişe girdikleri bir süreçte biraz gecikerek de olsa Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç imdada yetişti.

Haşim Kılıç “Övgüleri cebe atıp eleştirileri çöpe atma lüksümüz asla olamaz“ dedi.

Gerileme raporu...

Hatırlayacağınız gibi AB ilerleme raporu pek çok alanda Türkiye’nin geri gittiğini düşündüren tesbitler yapmıştı.

Adil yargılanma hakkı, uzun tutukluluk süreleri ve karmaşık, uzun iddianameler yüzünden kamuoyunda kutuplaşma oluştuğunu yazan rapor pek çok önemli sorunun yanında yolsuzluklara karşı Meclis’in denetim görevini yapamadığını kaydediyor ve basın özgürlüğünün durumunu “vahim” diye nitelenecek sertlikte eleştiriyordu.

Meclis Anayasa Komisyonu’nun başkanlığını yapan AKP milletvekili Prof. Burhan Kuzu, bu aksaklıkları düzeltme talebine hakaretamiz bir karşılık verirken, insanlar şimdi ona yeni Anayasa yapma sürecinde nasıl güvenebilirler?

İlerleme Raporu’na yönelik Burhan Kuzu tepkisi, bizi Ortadoğu diktatörlerinin şanına ve çapına uyan bir hayata mahkûm edilmekten koruyan gücün AB olduğunu gösteriyor.

Daha iyisi olabilirdi

Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç açık bir iktidar destekçisidir. Yargıç kimliğine zarar vereceğinden bile korkmaz bu açık duruşunun.

Ama o dahi gerçeklerin saklanmasına razı olmuyor ve yeni dünya düzeninin getirdiği güvenceleri övüyor:

“Artık kimse ülkesinde olup biteni saklama imkânı bulamıyor. En küçük hak ihlâli bütün dünya tarafından izlenebiliyor. Bunu denetlemek üzere de bir ortak vicdan oluştuğunu söyleyebiliriz.”

Haşim Kılıç takdiri hak ediyor ama ortak vicdanın taleplerini keşke daha önce Başbakan Erdoğan fark etseydi.

Başbakan’ın desteğini almayan hiçbir hak hayat bulmuyor çünkü...

Kılıç’ın çıkışı tesellidir.

Ama bizim daha güçlü güvencelere ihtiyacımız var.

18 yaş önerisi yanlış zeminde

Dün siyasi liderler sanki ülkenin başka bir derdi kalmamış gibi seçilme yaşını 18’e indiren anayasa değişikliği teklifi üstünde lâf yarıştırıyordu.

Hangi partinin doğru düşündüğünü, hangi tarafın ucuz popülizm ile gündem saptırmaya çalıştığını anlamak için çaba harcamaya gerek yok.

Boşuna zahmettir çünkü.

Meclis’te bir uzlaşma komisyonu var ve bu komisyon bir kaç ay içinde Türkiye’nin yeni Anayasa’sını yazıp bitirmeye çalışıyor.

Şehit cenazelerinin geldiği, Suriye ile gerginliğin savaşa tırmandığı bir ortamda 18 yaş önerisini, siyasetin A takımı değil de Anayasa’yı yazan komisyon bütün boyutları ile tartışsa daha akıllı ve dürüst bir tercih olmaz mı?

DİĞER YENİ YAZILAR