Davulların zurnaların susması ve herkesin işe koyulması gerekiyor. Tabii eğer yeni liderin “iktidar koşusu başladı” sözü doğru ise...
Çünkü CHP herhangi bir zafer kazanmamıştır henüz.
Tadını unuttuğu seçim zaferlerini kendisine getireceğini ümit ettiği yeni bir lidere kavuşmuştur.
Yeni liderin duruşu ve söylemi CHP’ye altın yıllarını yaşatan “halkçı” kimliğini geri getirecek umudu uyandırmıştır ama bu kredi için Kılıçdaroğlu, iddialı vaatler ortaya koymuştur.
Vaat tuzlanmamış et gibidir, çabuk kokar.
Lider değiştiren sebepleri kutlamak yerine projeleri peş peşe kamuoyunun tartışmasına sunmak çok daha etkileyici olacaktır.
İlk etapta aşılması gereken sorun, yeni parti yönetimine yine Genel Sekreter Önder Sav’ın gölgesinin düştüğü algısıdır. Kurultay’ın başarısını aşındıran neredeyse tek “kaynak sorun” budur.
Sav gölgesini savmak
Önder Sav’ın bu eleştirileri hak edip etmemesi önemli değildir. Önemli olan, partide lider değişikliği ile ele geçirilen tarihi fırsatın ziyan edilmemesidir.
Genel Başkan Kılıçdaroğlu MYK’nın oluşumuna, Önder Sav gölgesini tümüyle silecek şekilde kendi damgasını vurmalıdır.
CHP’nin yeni lideri Kurultay konuşmasında, siyasetin neredeyse bütün ağır hastalıklarına çare olacak bir şey söyledi;
“Parti içi demokrasiyi ayağa kaldırmak için öteki partilere de örnek olacak iç tüzük değişikliğini yapacağız.”
Gerçekleşirse, sihirli bir çözüm olacağına biz de inanıyoruz.
Kılıçdaroğlu sultacı liderler kuşağına son verebilir mi? Bunu yaparsa hem kendi başarısına, hem Türkiye’nin siyasi geleceğine büyük katkıda bulunur.
Yüzde 10 seçim barajına millet iradesine saygısızlık diye karşı çıkan lider, milletvekili adaylarını oturup kendisi belirlemez, partinin üyelerine seçtirir.
Lider dinlemeyi bilmeli
CHP yeni lideri ile, parti gruplarının salı toplantılarının lider monoloğu şeklinde geçmesi garabetine de son verebilir, vermelidir.
Kaba kuvvete dayalı bir takım oyununda koç sanki oyuncularını gaza getiriyor. Böyle bir mecliste uzlaşma üremez, sadece ayrışma ve çatışma çıkar.
Grup toplantıları, parlamento faaliyetinin demokrasiye en çok katkı sağlayan parçasıdır.
Ama “tek seçici lider”ler grup kürsüsünü bir şov yeri haline getirmiş, milletvekillerine kapatmış, partiler bu yüzden halkla iletişimin en verimli kanalından yoksun bırakılmışlardır.
Kılıçdaroğlu bir konuşacaksa iki dinlemeyi bilmeli, parti grup toplantısını bir diyalog, tartışma, eleştiri ve üretim zemini haline getirmelidir.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun başarısı ile mutlu olmaya hakkı vardır.
Ama artık borçlandığı yeni başarılar için yaşamaya, koşmaya, koşturmaya başlamalıdır..
Kutlama yetti!
Haberin Devamı

