Bu iktidarın ne yapmaya çalıştığını bilmiyorum. Zihnimi kemiren soru şudur:
Radikal seçmenlerini mutlu etmeye yönelik icraatı "Türkiye'ye bir şey olmaz" gafleti içinde mi yapıyorlar, yoksa tehlike yaratacağını bile bile, yani bizim tehlike saydığımız durumları kendileri hedef olarak seçtikleri için mi?
Radikal dinci çevrelere yeni olanaklar hazırlama yolunda atlan son adım, ilköğretim müfettişlerinin Kuran kursları ile dernek ve vakıflara ait öğrenci yurtlarını denetleme yetkisinin kaldırılmasıdır.
AKP iktidarı 28 Şubat rövanşı alırken milleti saf yerine koyan bir gerekçe uydurmuştur: Kuran kurslarını sağlıklı denetleyemedikleri için ilköğretim müfettişlerinin yetkisini kaldırılmışlar!
İktidarın sicilini bilmeden bu gerekçeyi okuyan biri, AKP'nin kökten dinci teröre karşı örnek bir hassasiyet içinde olduğunu zanneder.
Oysa bilen biliyor ki amaç, küçük çocukların beynini diledikleri gibi yıkamaları için tarikatlara, çeşitli cemaatlere imkân tanımaktır.
Bu denetim, ilköğretim müfettişlerinin bildikleri konu değilmiş! Peki meydanı tamamiyle boş bırakmak daha mı iyi?
Operasyonun Kuran kurslarını kamuoyunun dikkatinden kaçırma tertibi olduğunu savunan Eğitim-Sen Başkanı Dinçer'in sözlerine mim koymalı!
İktidar izinsiz kurs açanları cezadan, kursları da kapatılmaktan kurtaran yasa değişikliği ile zaten bu yanlışları kasıtla yaptığını göstermiştir.
Son birkaç ayın terör olayları iktidan uyandırmalıydı. Londra'yı kana bulayan teröristler, El Kaide'nin Pakistan ve Afganistan'daki kamplarına gittikten sonra canlı bomba haline gelmişler..
Bu tecrübe bile çocukların ve gençlerin, dinle oynayan canavar ve sahtekârlardan korunmaları gerektiğini bize öğretmedi mi?
Onurlu fren yargı denetimidir
AKP iktidarı meclisin ezici çoğunluğunu kontrol ediyor.
Ama yetmiyor. Kurulan hayal, ancak Çankaya ile yargı da ele geçirildikten sonra gerçekleşecektir. Bu açıkça söylendi.
Tayyip Erdoğan ileriyi gören bir lider ise sının çizmelidir. Parti tabanında bir kesim, cumhuriyet değerleri ile çatışan özlemler peşindedir.
Siyasi ihtirasların kontrölden çıkması tehlikesine karşı etkili sigorta bağımsız yargı denetimidir. Oysa AKP tam ters yollarda geziniyor.
Mesleğe alınacak hakim ve savcıların bakanlıkça belirlenmesini öngören yasa değişikliği Cumhurbaşkanı tarafından veto edilmiştir.
Yüksek yargının bütün sözcüleri ve son olarak dün Yargıtay Başsavcısı Nuri Ok bu itirazın haklılığını savunmuşlardır.
İktidar uyanlara saygı göstermelidir.
Demokrasi için değilse bile kendi güvenliği için..
Kusur değil suç!
Bu iktidarın ne yapmaya çalıştığını bilmiyorum. Zihnimi kemiren soru şudur: Radikal seçmenlerini mutlu etmeye yönelik icraatı "Türkiye'ye bir şey olmaz" gafleti içinde mi yapıyorlar, yoksa tehlike yaratacağını bile bile, yani bizim tehlike saydığımız durumları kendileri hedef olarak seçtikleri için mi?
Haberin Devamı

