Kuşku çağı

Haberin Devamı

Başarılı iktidarlar heyecan ve umut verirler. AKP iktidarı bu eksiğini “televole siyaseti” yöntemi ile kapatmaya çalışıyor.

Ama bu yöntem de çabuk eskiyor.

Mesela “size bir hafta süre” diye Doğan Grubu medyaya ültimatom veren Başbakan, beklentiye soktuğu kitleyi dün yaptığı konuşma ile tatmin etmedi.

Çünkü dedikleri büyük ölçüde eskinin tekrarı idi. Ve yine kendisinin saygı göstermeye mecbur olmadığı faziletleri muhataplarına şart koşan kibirli bir çifte standartı yansıtıyordu.

Tabii genelleme hastalığının kaçınılmaz yan ürünü olan haksızlıkları da...

Başbakan’ın önyargılarla malül “Doğan medyası” nitelemesinin murat ettiği anlama itiraz olarak bütün kalbimle şunu garanti ediyorum:

VATAN olarak nasıl başladıysak öyle devam ediyoruz. İşimizi yaparken dayandığımız zemin yasalar, meslek ahlâkı ve kişisel namusumuzdur. Bu hiç değişmedi.

Ekonomik şartların zorunlu kıldığı katılmadan sonra da aylar geçtiği halde Aydın Doğan’ın doğrudan veya aracı ile bu gazetenin yayınını yöneten arkadaşlarımıza veya yazarlara herhangi bir yönlendirme telkini, bu yolda en küçük bir iması bile olmamıştır.

VATAN’dan okudu

Başbakan, dünkü konuşmasında toptancı yargılarla şikâyet ettiği haksızlığın katmerlisini bizlere yapmıştır.

“Yazmadılar” dediği olumlu icraata ait haberlerin hepsi VATAN’da hak ettiği boyut ve içerikte yayınlanmıştır.

Deniz Feneri’nin yargılandığı Alman mahkemesinden yansıyan iki suçlama, Başbakan’ı etkilemiş olabilir. Bunlardan biri iddianamede yer alan “Dava süresince soruşturmalara defalarca siyasi etki yapılmaya, bilhassa Türk Hükümeti tarafından devam etmekte olan tutukluluğa mani olunmaya çalışılmıştır” ifadesidir.

VATAN bu iddianın sanıklardan Firdevsi Ermiş’in ifadesine dayandığını, Türk hükümetinden kaynaklanan bir etkileme girişiminin gerçek olmayacağını savcının ağzından okurlarına iletmiştir.

Bu haberi ve Tsunami’den zarar görenlere dağıtılmak üzere miktarı belirtilmeyen bir paranın Başbakan’a değil Başbakanlık’a gönderildiğine dair ifadenin iddianame orijinalinde yazılı olduğu haberini Tayyip Erdoğan VATAN’dan okumadı mı?

Rejimin karakteri!

Başbakan dün vahameti gülünçlüğünü gölgede bırakan şeyler söyledi yine.

Merhamet sömürüsü yaparak halkı soyan ahlâksızların Alman adaleti önünde hesap verişine ait haberleri izleyen gazete ve TV’leri yanlı ilân etmekle kalmadı, iktidara yaranmak için yolsuzluk haberlerini okurlarından gizleyen medya kuruluşlarını “tarafsız ve bağımsız” diye yüceltmeye çalıştı.

Bu medyanın içinde de hoşlarına gitmeyen yazarlar oluyormuş ama onları “sineye çekiyor”muş...

Bunlardan biri Hıncal Uluç mu? Çünkü Uluç dün Sabah’ın “tarafsız gazete” olmadığını anlatıyor “AKP organı gazetelerle yarışıyoruz sanki” diye yakınıyordu.

Buna rağmen Başbakan dün kürsüde muhalif saydığı medyaya ve yazarlara gözdağı vermeye çalışırken bir terör jargonu kullandı, “Yerin kulağı var” dedi.

Bu uyarı ilerde AKP iktidarının temel karakterini yansıtan bir slogan teşhis olabilir. Tayyip Erdoğan’ın ülkede bir baskı ve kuşku çağı açtığına bundan daha somut kanıt bulunamaz!

Dünkü konuşmanın tek olumlu yeri “Yardım paralarında usulsüzlük bizim için çok ciddi iddialar. Kanıtlanırsa hak ettikleri cezayı almalılar” sözleridir.

Bu sözleri millet önünde yapılmış bir taahhüt sayıyoruz ve elbette takipçisi olacağız.



DİĞER YENİ YAZILAR