Hukukun gücüne inanmayan ulusal karakterimiz, yeni ve büyük bir borç yükü doğuruyor.
Kıbrıslı Rum Titiana Loizidu, Girne'deki ev ve arazisinin işgal edildiğini öne sürerek 1990 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde Türkiye'yi dava etti. Türkiye beş yıl önce 650 bin dolar tazminat ödemeye mahkûm oldu.
Bu davanın görülmesi AİHM'nin Türkiye'yi işgalci saydığının bir işareti, tedbir alınmadığı takdirde başımıza gelecek büyük yıkımın habercisiydi.
Ama Denktaş ve danışmanı Mümtaz Soysal kararı ciddiye almamak bir yana Rum mallarını Türklere tapulama işlemlerine devam ettiler. Aynı kafadaki Ankara hükümetlerinin gafleti, faizlerle borcu l milyon dolara yükseltti.
Nihayet AKP hükümeti geçen temmuzda, tazminatı ödemeye hazır olduğunu, fakat bu davanın daha sonraki başvurulara örnek teşkil etmemesini istedi. Ancak bu istek kabul edilmedi.
Ve korktuğumuz başımıza geldi: Ültimatomu yedik!
Denktaş ve Soysal
Avrupa Konseyi, Loizidu tazminatı 19 Kasım'a kadar ödenmediği takdirde Türkiye'ye yaptırım uygulayacağını bildirdi.
Bu yaptırım, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'ndeki Türk parlamenterlerin oy haklarını kullanamamasından başlayıp Avrupa Konseyi'nden ihraç edilmemize kadar uzanabilir.
Daha fenası, Avrupa Birliği üyeliği rüyamızın da sonu olur.
Bir başka tehlike, Loizidu davası emsal sayılarak Türkiye üstünde büyük bir mali baskı yaratılması ihtimalidir. Çünkü Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahalesinden sonra 200 bine yakın Rum göçe mecbur olmuşlardı. Loizidu davası emsal alındığı takdirde Türkiye'nin ödemeye mahkûm olacağı tazminatların 20-25 milyar doları bulacağı hesap ediliyor.
Kıbrıs'ta çözümsüzlük Kıbrıs Türk halkının da Türkiye'nin de çıkarına değildir.
Bu parayı Rauf Denktaş'la Mümtaz Soysal ödemeyecek, biz ödeyeceğiz. Üstüne üstlük demokrasi ve refah hayallerimize de veda edeceğiz.
Bir yolu bulunmalı
Kıbrıs'ı Türkiye'nin güvenliği için vazgeçilmez bir uçak gemisi gibi görme yanlışı duvara toslamak üzeredir.
Türkiye bütün politik çıkarlarını ve ulusal hedeflerini Kıbrıs uğruna feda edebilir mi?
Etse bile bunun bedelini taşıyabilir mi? O Türkiye bize ve Kıbrıs Türkü'ne özlediğimiz geleceği verebilir mi?
Kıbrıs'ta çözümü Türkiye'nin AB üyeliği yolundaki ilerlemesine endekslemek, savunulması mümkün bir formüldür.
Türkiye'nin stratejik çıkarları, hem politik, hem ekonomik, hem askeri bakımdan Kıbrıs'la AB çatısı altında buluşmaktadır.
Hükümet böyle bir güvence zemininde çözüme hazır olduğunu ilân etmeli, Kıbrıs engelini Türkiye'nin önünden kaldırmalıdır. Çünkü kuşatılıyoruz. Annan Planı da, kaçırdıktan sonra arkasından ağladığımız son tren olmasın!
Kuşatılıyoruz
Kıbrıslı Rum Titiana Loizidu, Girne'deki ev ve arazisinin işgal edildiğini öne sürerek 1990 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde Türkiye'yi dava etti. Türkiye beş yıl önce 650 bin dolar tazminat ödemeye mahkûm oldu
Haberin Devamı

