Memurların toplu ücret pazarlıkları, kuru sıkı tabancalarla düello yapmaya benziyor.
İki taraf da ne alıp ne vereceğini baştan biliyor ama sanki sonucu değiştirecek bir müzakere varmış gibi heyecan üretiliyor, pazarlık hünerleri sergileniyor.
Dostlar alışverişte görsün atraksiyonunun bu kadar ciddiye alındığı ve bu kadar çok seyirci bulduğu bir "sirk" dünyada görülmemiştir.
Grev silâhına sahip olmayan bir toplu sözleşme düzeni, pazarlığın doğasına aykırıdır. Bu maskaralık daha ne kadar sürecek?
Kamu çalışanlarının temsilcileri yıllardır grevli toplu sözleşme istiyorlar. Rahmetli Turgut Özal'a bunu açtıklarında duvara toslamışlardı. Özal "Kabul ediyorum önerinizi" demişti onlara, "Ama bir şartım var: Ben sizin grev hakkınızı kabul edeceğim, siz de benim lokavt hakkımı kabul edeceksiniz!"
Özal, Arjantin Cumhurbaşkanı "Turco" Menem'i örnek alarak memur sayısını bu şekilde azaltabileceğini -hayali yarıya indirmekti- ve onlara insanca yaşayabilecekleri ücretleri böylelikle ödeyebileceğini düşünüyordu. Olmadı.
Vicdan durduruyor
Yürürlükteki düzenden şu anda bütün taraflar memnundur. Hükümet nihai karar odağıdır. İktidarın "evet" demediği bir zam gerçekleşemez.
Kamu personelini temsil eden kuruluşlar, etkilerinden daha büyük gürültüler çıkarmakta, istikbalin muktedir sendikalarının vaadi olarak aidatlarını toplamaktadır.
Memurlar derseniz, ülkenin okumuş yurttaşları olarak mağdur fakat gerçekçidirler. Kamu-Sen Başkanı Akyıldız'ın dediği gibi kamu çalışanlarının yüzde 94'ü ayda 550 ile 800 YTL maaş almaktadır.
Yoksulluk sınırında yaşayan bir ailenin reisi olarak memur, hayatından memnun olamaz, geleceğe umutla bakamaz. "Benim memurum işini bilir" diyen büyüklerinin güvenine lâyık olmak için rüşvet yiyerek açığını kapatanlar olsa da, kişiliği buna izin vermeyenler vardır, bir de istese bile rüşvet üretemeyen işleri yapanlar vardır.
Ama asıl terbiye edici dengeyi, o 550 YTL maaş için devletin kapısında kaplanlar gibi bekleyen milyonlarca üniversite mezunu genç sağlamaktadır!
Uzlaşma yine olmaz
Hükümetle memurlar arasındaki toplu pazarlık dün başladı ve hemen tıkandı. Kamu-Sen Başkanı'nın masadaki oturma düzenine itirazı üzerine Başbakan Yardımcısı Şahin, bugün saat 10'da buluşmak üzere toplantiyı terk etti.
Ortada gerçek bir pazarlık zemini ve öğesi bulunmayınca böyle şovlar gerekebiliyor.
On beş günde uzlaşma olursa ne âlâ; olmazsa hakeme gidilecek, orada da mutabakat olmazsa maaş zamlarına Bakanlar Kurulu karar verecek. Son üç yıldır hep aynı şey oluyor. Uzlaşma sağlanamıyor, hükümet bildiğini okuyor.
işin yine aynı şekilde bağlanacağından emin olabilirsiniz. Memurlar yüzde 30 zam istiyor.
Enflasyonun kaça indiğinden haberi yok mu bunların?
Bu ölçüsüzlük, maaşlara enflasyon düzeyinde bir artiş yapmayı tasarlayan hükümetin elini güçlendirecektir.
Memurlar tahriklere ve büyük umutlara kapılmadan yüzde 8 dolayında bir ücret zammına kendilerini hazırlasınlar.
Kurusıkı düello
Memurların toplu ücret pazarlıkları, kuru sıkı tabancalarla düello yapmaya benziyor
Haberin Devamı

