Kurultay virüsü

Haberin Devamı

CHP’de bu hep böyledir. Bünye zayıfladığı zaman kurultay virüsü derhal uyanır.

Sonrası bildiğimiz kıyamet senaryoları...

Seçim CHP’yi mutlu etmemiştir.

Kılıçdaroğlu başarıdan söz edilmesi gerektiğini söylüyor ama belli ki buna kendi bile çok inanmıyor.

Onu lider koltuğuna taşıyan dalganın tasfiye ettiği grupların hemen kazanları kaynatmaya başlamaları sebepsiz değildir.

Deniz Baykal, rövanş fırsatı yakalamanın sevincini bir hafta bile saklayamadı.

Parti içi muhalefete toplan borusu yerine geçecek açıklamayı Posta Gazetesi’ne yapan Baykal, Kılıçdaroğlu döneminde oy kaybettiklerini iddia ederek “Hastalığı doğru teşhis etmeliyiz. Kendi kendini kandırmak büyük hatadır. Ortada bir başarı yok” dedi.

Olağanüstü kurultay çağrısını Kılıçdaroğlu’na yaptırmak için baskılar yoğunlaşıyor. Taktik kurnazca:

“Kılıçdaroğlu’na dokunmayalım ama etrafını değiştirelim!”

CHP’nin kurumsal iradesi herhalde bu aptalca tuzağa düşmeyecektir.

Olan biteni değerlendirmek için yönetime zaman verilmelidir. Kılıçdaroğlu’nun lider olarak ortaya koyduğu performans, başarısız nitelemesini hak etmiyor.

Çünkü kendisini ve partisinde yaptığı yeniliği halka anlatmak için yeterli zamanı kullandığı söylenemez.

Evet, değişimi ve “Yeni CHP”yi meydan konuşmalarında ayaküstü inşa ettiğine yönelen eleştirilerde haklılık olabilir.

Keza aday seçiminde yerelin ihmal edildiği, bunun da başarıyı kısıtladığı söylenebilir.

Ama bunları işbaşındaki ekip değerlendirmeli ve çarelerini bulmalıdır.

Yeni CHP’yi yaratan değişim, partinin karar organlarında olgunlaşmalı ve mesela bundan böyle CHP’de seçilecek her adayın önseçimle belirleneceği yönünde bir ilke bugünden ilân edilmelidir.

Herkes bu seçimden AKP’nin yine tek başına iktidar olarak çıkacağını tahmin ediyordu.

CHP’den beklenen, etkili muhalefet görevi yapacak bir parti olmaya hazırlanması idi. Eksik olan buydu çünkü.

Bu ihtiyacı seçimden önce uluslararası medya bile gördü ve en açık şekilde gösterdi.

Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarına bu görevin hakkını verip veremediklerini görmek ve anlamak için zaman tanımak en akılcı yoldur.

Zaman elbette sınırsız değil.

Tüzük kurultayı önümüzdeki sonbaharda.

Olağan kurultay deseniz o da zaten Mayıs 2012’de değil mi?

Sakın yapmayın!

Hatip Dicle’nin aldığı 20 ay hapis cezası pazar günü kazandığı milletvekili sıfatını yitirmesine sebep olacak mı?

Buna Yüksek Seçim Kurulu karar verecek.

Dicle’nin suçu “PKK propagandası yapmak”... Bu suçu özellikle hangi Doğulu siyasetçi işlemiyor?

Bu yüzden Dicle bir hak kaybına uğrarsa kamu vicdanı azap çeker.

En başta da Başbakan Erdoğan...

Çünkü o da okuduğu bir şiir nedeniyle hüküm giymiş, muhtar bile olamayacağı söylenmişti. Yargı böyle diyordu.

Ama onun önünü siyaset açtı.

O nedenle “Dicle’ye siyaset kurumunun yapabileceği bir yardım yoktur” bahanesine kimse kimseyi inandıramaz.

Yargının yürütme etkisi altına girdiğini herkes biliyor.

Yanlışlık bari bu meselede hayra kullanılsın!

Hele Dicle’nin yerine bir AKP’linin meclise girmesi ihtimali var ki...

Bedeli korkunç bir tamahkârlık olur!

DİĞER YENİ YAZILAR