Amerika’daki seçime imrenip bir “Kürt Obama” özlemi uyandırmak bence Türkiye’nin mirasına haksızlıktır.
Barack Obama siyah derili ilk Amerikan Başkanı seçilmiştir ama seçimi ırkçılık adına değil o lânetli ayrımın sonunu getirecek adam olduğu için kazanmıştır.
Irkçılık utancına son veren yurttaş hakları savaşımının taçlanışıdır olay. Ucu yüzyıllara uzanan kölelik kurbanı kuşakların manevi intikamıdır.
Derilerinin rengi yüzünden hiç kimse bu ülkede ayrıma tabi olmadığı gibi kölelik de hiçbir zaman yaşanmadı!
Evet Güneydoğu’da bir kulluk düzeni şu anda bile yer yer hüküm sürüyor ama bu, Kürt kökenli feodallerin kendi topluluklarına zorla dayattıkları bir mahkûmiyettir.
Bütün köklerden gelen insanların özgür bir ülkenin eşit vatandaşları olarak kaynaştığı bir devlete örnek aranıyorsa Türkiye daha kıdemli sayılır.
Osmanlı döneminde bile pek çok Kürt devletin önemli mevkilerini işgal etmişlerdir.
Amerika’daki devrimi Türkiye cumhuriyetin ilk yıllarında gerçekleştirerek bugünlere geldi.
Kürt kökeninden insanlar, devlet başkanlığı ve başbakanlık dahil tüm hizmet kademelerinde görev yapmışlardır.
Bizdeki fark o devlet adamlarının “Kürt oldukları için” değil “Türk vatandaşı oldukları için” seçilmiş olmalarıdır.
Amerika’da da Obama’dan sonra gelmesi muhtemel siyah derili bir başkan bu kadar büyük heyecan uyandırmayacaktır.
O nedenle “Kürt Obama” bizim için ilerleme sayılamaz, bin yıllık harmanı inkâr etmek, özellikle cumhuriyetin kazanımlarını ziyan etmek olur.
Eksiğimiz zenginliğimizin değerini anlamamak, anlatamamak ve terörün esir aldığı insanları koruyacak cesareti gösterememektir.
Hayal kurarken bölücü ihanetin kazdığı çukurlara dikkat etmek lâzım!
İşgal kuvveti gibi
Yargıtay Başsavcılığı’nın Deniz Feneri dosyalarını istemesi heyecan yarattı.
Çünkü Almanya’daki dernekten AKP’ye para aktarıldığının belirlenmesi halinde temelli kapatma davası açılması gerekecek.
Zaten AKP laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu için “sarı kart” görmüştür. Dışardan yardım iddiasının kanıtlanması ikinci sarıdan “kırmızı”yı getirebilir.
Alman hâkimin sözlerini unutmayalım:
“Hiyerarşinin üst kademeleri Türkiye’de. Arka planda Zekeriya Karaman, İsmail Karahan, Mustafa Çelik, Harun Kapıyoldaş ve Zahid Akman var. Toplanan paralar Kanal 7’yi desteklemek için, Türkiye’de siyasi amaç için kullanılmıştır.”
Belli ki Başsavcılık Almanya’daki Türklerden dolandırılan paraların hangi siyasi amaçlar için kullanıldığı sorusuna ve AKP bağlantısına cevap arayacak. Frankfurt mahkemesinin kararından sonra bu doğal.
Ama Adalet Bakanı Şahin’in telâşı ne? Dün, “Endişemiz yok yurt dışından yardım almadık” diye demeç verdi.
Mezarlıktan geçerken ıslık çalmaya benziyor bu çıkışı. Çünkü böyle bir savunma herkese yakışır da Adalet Bakanı’na yakışmaz!
İktidar partisi millet vicdanına önem veriyorsa RTÜK Başkanı Akman’ın istifasını sağlamalıdır. Dün onun hakkında kooperatif yolsuzluğundan da bir dava açıldı.
Bu kadar suçlama altında kamu görevi yürütülmez. Akman hizmet gücü gibi değil işgal kuvveti gibi oturuyor RTÜK’ün başında artık.
İktidarın ona yönelik koruyucu tavrı da şüphe uyandırıyor. Böyle bir destek ancak suç ortaklarına verilir çünkü!
Kürt Obama
Haberin Devamı

