Başbakan Erdoğan’ın açıkladığı seçim beyannamesi, kendisini şüpheci davranmadan izleyenleri “harikalar diyarı bir Türkiye”ye götürdü.
Çünkü açıklamalar, önümüzdeki dört yılı değil, üç seçimlik bir zamanı kapsayan 2023 tarihini, yani cumhuriyetin yüzüncü yılını hedef alıyordu.
Başka bir deyişle Başbakan’ın AKP adına üç seçim üst üste, yani 12 yıl süreyle iktidarı bırakmayacağı iddiasını, meydan okuma havasında sergiliyordu.
Bayındırlık, sağlık ve eğitim alanlarındaki tecrübe birikimi AKP’nin verimini önümüzdeki dönemde arttıracaktır; bu doğal.
Keza cari açığın yarattığı serseri mayın riskini unutmamak koşulu ile ekonomi yönetimindeki başarı da olumlu etki yapacaktır.
Ama AKP’den cevabı beklenen asıl sorular şu:
“Nasıl bir anayasa ve Kürt sorununa nasıl bir çözüm?”
Başbakan dün şunu dedi:
1 numaralı proje...
“2011 Seçim Beyannamemizin 2023 yol haritamızın en önemli ve bir numaralı projesi, yeni anayasa projesidir..”
Katılımcı anlayış taahhüdüne rağmen Başbakan Erdoğan huzursuz edici “açıklar” verdi.
Konuyu açıklarken koalisyon dönemlerini yıkım ve kayıp dönemleri olarak tanımlaması ve adeta seçmeni “koalisyon korkusu ile terbiye“ etmeye çalışması AKP’nin samimiyeti konusunda soru işaretleri davet etmiştir.
Çağdaş bir anayasa, parlamento zemininde oluşturulacak en çoklu koalisyona ihtiyaç gösterir.
Ama Başbakan hem “yeni anayasa, oluşacak yeni TBMM’de hazırlanacak” diyor hem de bir yandan MHP’nin baraj altında kalması hesabına dönük olarak pek çok siyasi gözlemcinin farkettiği şekilde milliyetçi oylara sürekli kur yapıyor.
Kürt sorunu yeni anayasa ile çözülecek ama ne yapılacağı hakkında iktidar partisi renk vermiyor.
Başbakan dün “Kürt meselesini kardeşliğimizi pekiştirecek şekilde çözüme kavuşturacağız. Bu sorun artık geri dönmemek üzere tarihe havale edilecektir” dedi.
Bedelini bilelim...
Ama hemen sonra özgürlük ve güvenlik arasındaki dengenin hassasiyetle korunacağını öne sürerken teröre taviz verilmeyeceğinden söz etti.
İktidar partisinin daha açık sözlü olması gerekiyor. Halkın kafası karışık çünkü.
Terör örgütünün İmralı’daki elebaşını dinlediği biliniyor.
Nitekim devlet adına onunla konuştuğu söylenen adamlar belli ki “seçimlere kadar ateşi kes” dedi, o da bu isteği yerine getirdi.
Bu iyi de yaşamsal soru şu:
Bu sükuneti ve güvenliği ne karşılığında elde ettik?
Bedelini nasıl ödeyeceğiz?
Halkın oy vereceği partiyi belirlerken bunu bilmeye ihtiyacı ve hakkı vardır.
Bölücü şiddetin hak olmadığı tek rejim demokrasidir. Çünkü bu rejimde, silâhın yaptığı işin daha fazlasını halk oyu başarıyor.
AKP açmazlar ve çıkmazlarda debelenecek yerde keşke seçim barajını namuslu ve vicdanlı bir seviyeye indirmeyi garanti etseydi!
Kürt çözümü ne; bilelim!
Haberin Devamı

