Uğursuz haberi bir dükkânda duydum. İçimi acı, öfke ve utanç kapladı.
Kasiyerin yanındaki TV'ye odaklanmış müşteriler, yüksek mahkemenin üyelerine sıkılan kurşunlar sanki kendilerine isabet etmiş gibi bir ruh halini yansıtıyordu.
Biri "olacağı buydu" dedi. Bu hükmü diğerlerinin sessizliği onayladı.
Dün, genç bir avukat olan Alparslan Arslan, Danıştay İkinci Dairesi üyelerinin çalışma halinde oldukları salona girdi.
"Allah'ın askeri olarak" orada bulunduğunu söylerken silahını çekti. Silah, Trabzon'daki rahip cinayetinde kullanılan "Glock" marka tabancanın eşi idi.
Sıktığı 11 kurşunla 5 mahkeme üyesini vurdu. Yaralı olarak hastaneye kaldırılan eski vali Mustafa Yücel Özbilgin ne yazık ki kurtarılamadı.
Cumhurbaşkanı Sezer'in dediği gibi bu alçakça saldırı, Cumhuriyet tarihine kara bir leke olarak geçecektir.
Bir avukat Danıştay'da katliam girişiminde bulunmuştur. Sebep, bu dairenin şubat ayında aldığı bir karardır. Karar, askeri garnizon içindeki bir anaokulunda çalışan kadın öğretmenin okul dışında da türban takmaması gerektiğini hükme bağlıyordu.
Katil avukatın "bu karara çok tepkiliydim" diye ifade verdiği bildiriliyor.
Planlı katliam girişimi
Kararın üstünden üç ay geçmiş olması, katilin bir gün önce Danıştay'a giderek İkinci Daire Başkanı'na ulaşmaya çalışması ve dün de olayın ardından katili bekleyen bir aracın, içinde üç şüpheli bulunması, eylemin anlık bir öfkeye dayanmadığını, planlanmış örgütlü bir cürüm
olduğunu göstermektedir.
Olay, din istismarcılarının ağına düşmüş çocukların, üniversite eğitimi alsalar bile kurtulma şanslarının garanti olmadığını gösteren bir ibrettir.
Üstelik ilk ibret de değildir.
Alparslan Arslan'ın "Türk-İslam sentezi" diye nitelenen siyasal iklimde yetiştiği anlaşılıyor.
Yüksek mahkemenin şahsında devlete ve millete kurşun sıkan, bunu yaparken Allah'ı bile istismar eden meczup hangi güçlerin maşasıdır; mutlaka ortaya çıkarılmalıdır.
Turgut Özal'a kurşun sıkan Kartal Demirağ'ın ipini tutan güçleri ortaya çıkarmakta düşülen acizlik tekrarlanmamalıdır.
Çünkü devlet zaaf gösterdiği zaman rejim düşmanlarının cüreti artıyor.
Kurşun sesi uyandırsın
Dün Meclis Başkanı Arınç provokasyondan bahsetti. Haklı olabilir. Ama provokatörleri kim iştahlandırıyor; işte asıl mesele bu.
AKP önderleri "Toplumun huzurunu kimse bozmasın" diyor ama "yeni tarif bulalım" diye laikliğin altını oyarak, sürekli türban ve imam hatip sayıklayarak, milli eğitimin milli karekterini sürekli aşındırarak ve devletin bir numaralı bürokrat koltuğunu "Cumhuriyet'in temel niteliklerinin yerini daha Müslüman bir yapıya devretmesini öneren" birine teslim ederek kendileri işlemiyorlar mı bu günahı?
Bu siyaset anlayışı toplumun kimyasını bozuyor.
Dünkü menfur olay, din sömürüsüyle varılacak yerin cehennem olacağını gösteren bir ikazdır.
Dileriz o kurşunların sesleri gaflet ve dalaletin ağır ve günahkâr uykusuna dalanları uyandırır!
Kurşunlar hepimize
Uğursuz haberi bir dükkânda duydum. İçimi acı, öfke ve utanç kapladı. Kasiyerin yanındaki TV'ye odaklanmış müşteriler, yüksek mahkemenin üyelerine sıkılan kurşunlar sanki kendilerine isabet etmiş gibi bir ruh halini yansıtıyordu.
Haberin Devamı

