Krizler yorucu ve yıpratıcıdır ama Türkiye son krizden kendine güvenini artırarak ve dünyadaki önemini anlayarak çıktı.
Büyük bir kazanç bu.
AB zirvelerinin altı ay ara ile iki kez 3 Ekim'de başlayacağını belirttiği müzakere sürecinin kabul edilemez taleplerle sabote edilmesi bir yıkım alarmı idi.
Sadece hayallerimizi değil, ahlâk ve hukuk temelinde yükseldiğini düşünerek yücelttiğimiz Avrupa Birliği'ne saygı ve güven duygularımızı da yerle bir ediyordu.
AB, zaten ucu açık olacağını Türkiye'ye kabul ettirdiği müzakereleri "sindirim kapasitesi" maskaralığı ve imtiyazlı ortaklık aşağılaması ile rayından çıkarıyordu. Bir anlamda "Seni en az on yıl değiştirip dönüştüreceğim ama sonunda eve almayacağım, kapıya bağlayacağım" diyordu.
Kritik müdahale
Dün sabah saatlerinde umutsuzluk yansıtan tablo Ankara'dan yükselen iki tepki ile değişmeye başladı.
Başbakan Erdoğan şu mesajı verdi: "Türkiye'nin AB içinde bulunmasını hazmedemeyenler, medeniyetler ittifakına karşı çıkanlardır ve doğacak zararların bedeli onlara aittir."
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan da, çerçeve belgesindeki haksız ve aşağılayıcı dayatmalarla ilgili değişiklik önerilerinin hepsini reddettiklerini açıkladı.
Günün en dramatik olayı bizce ABD'nin krize el koymasıdır.
Öğleden sonra Kızılcahamam' daki parti toplantısından kente dönerken Başbakan'ın telefonu çaldı.
Arayan ABD Dışişleri Bakanı Rice'tı.
25 dakika süren bu konuşmadan sonra Lüksemburg'tan Rice'ın AB dışişleri bakanlarını arayarak Türkiye'ye destek istediği haberleri gelmeye başladı.
Ve iki saat kadar sonra imtiyazlı ortaklık öneren Avusturya'dan "Hedef tam üyelik" açıklaması geldi.
Bu arada Güney Kıbrıs'ı kayıran 5. madde ile ilgili uzlaşma çabalan denge gözeten bir yola girdi.
Az dostumuz yok
Krizin 24 saatte öğrettikleri çok değerlidir. Artık tescil edilmiştir ki AB'nin Türkiye'yi içine alarak genişlemesi, gerçekten küresel barış ve medeniyetler uzlaşması amaçlarının vazgeçilmezidir.
Amerika bu hedefin tehlikeye girmesinden korkarak devreye girmiştir.
Birleşmiş Milletler, savaş suçlularını korumakla itham ermeye hazırlandığı Hırvatistan'ı, Avusturya tatmin olsun ve Türkiye'nin peşini bıraksın diye temize çıkarmıştır.
Kurumsal hafıza ve hukuka bağlılık konusunda rezil olan AB ile on yıl boyunca nasıl pazarlık yürüteceğiz?
Tabii ki cesaret kırıcı bir tecrübe yaşadık. Ama onlar da yaşadı.
Türkiye'nin AB'ye alınıp alınmaması, birlik üyesi ülkeler arasında belki de ilk kez bu kadar ciddi tartışıldı ve karar verildi.
Ayrıca bu tecrübe, zannettiğimizden daha fazla dostumuz bulunduğunu bize öğretti.
Artık kendimize daha çok güvenerek ilerleyeceğiz.
Küresel olay
Krizler yorucu ve yıpratıcıdır ama Türkiye son krizden kendine güvenini artırarak ve dünyadaki önemini anlayarak çıktı
Haberin Devamı

