Adli hata her ülkede görülebilir. Ama “yargı mağduru” üreten bir düzen asla hukuk devleti olamaz.
Özel yetkili mahkemeler eliyle Türkiye yıllar boyu mağdur yarattı. Devlete sadakatle hizmet eden askerler, bilim adamları ve gazeteciler, kimileri manevi olarak, kimileri sahiden yokluğa mahkûm edildiler.
Çoğu önyargılı mahkemelerin önünde devletin eninde sonunda adaletini göstereceği ümidini besleyerek beklediler.
Perişan edilen ailelerinin sürüklendiği sıkıntıları düşünerek sabahladılar.
Yüzlerce masum , hüküm giymeden mahkûm muamelesine lâyık görüldü.
Uzun tutukluluğun adaletsizliği acımasızlığı, Türk yargısının üstünde yıllar boyu kara bir leke olarak kalacak..
Bir değişim gözleniyor; davanın en önemli delili olan hard diskin sahte olduğunu belirleyen TÜBİTAK raporu çıktıktan sonra Poyrazköy davasının tutuklu sanıkları eksiksiz tahliye edildiler.
Tanınmış ceza hukukçusu Prof. Ersan Şen merakını toplumla paylaşmak ihtiyacını duydu. Sorduğu şu:
“Ne oldu da birden hava değişti?”
Kamu vicdanından yükselen sesler kitleleri, devletin yargıdan kaynaklanan sıkıntıları ile yüzleşmesine yardımcı oldu.
Mahkemeler bağımsız olsaydı, kolay erişilebilen gerçekler (sahte deliller) dikkate alınır, insanlar boşuna aylar ve yıllar boyu zindanda tutulmazdı.
Özgürlük ve adalet gitgide uzaklaşıyor.
İktidar bu gelişmeden endişe duymalıdır.
Poyrazköy davasını bitiren sahte delil CD başka davalardaki kararlara da temel oluşturduğuna göre “kumpas hedefi” olan insanlar derhal tahliye edilmeli, o mahkemeler sahte delilleri üreten kumpasçıları yargılamaya başlamalıdır.
Sahte delile yargı tepki göstermelidir.
Aksi hâlde aklı erenler soracaklar:
Siyasetten talimat almaya razı olmuş bir mahkeme bağımsız olsa ne olur, olmasa ne olur!
Bu nefret asla gerçek olamaz...
Yakın tarihin iz bırakmış, ülkeye ağır faturalar yüklemiş olaylarını keşke liderlere anlatmak, hatırlatmak mümkün olabilse...
Ülkenin asayişten uzaklaştığı ekonominin kötüye yöneldiği dönemlere bakın, hepsinin temelinde liderlerin kavgası vardır. Büyükler Meclis’te tepişir, çocuklar sokakta ezilir...
İktidar ve ana muhalefet liderlerini dün TV’de izlerken düşündüm:
Yüzlerine yansıyan nefreti gerçekten birbirlerine lâyık görüyor olabilirler mi bunlar?
Son zamanlarda Başbakan CHP liderini “CHP Genel Müdürü” diye anıyor.
O da Başbakan’a “Baş çalan” diyor.
İsim takarak eğlenmek çocuk oyunu değil midir?
Kumpasa cevap...
Haberin Devamı

