ÖSYM bir kez daha gözünü kararttı ve ikinci sınav macerasına yelkenlerini açtı.
Allah selâmet versin!
Birinci sınavın sonuçları dün ilân edildi. Ama eski ÖSYM başkanlarının yaptıkları törensel açıklamadan bu defa vazgeçildi.
CHP lideri Kılıçdaroğlu, koltuğunda oturmaya devam ettiği için ÖSYM Başkanı Demir‘e “ar damarı çatlamış adam” dedi.
Yanılgıya düşmüş olabilir.
Ali Demir’in sınav sonuçlarını açıklamak için kamuoyu huzuruna çıkmayı göze alamaması, utanma duygusuna sahip olduğuna bir işarettir.
Her an görevi bırakması beklenmelidir!
Başsavcılık dün bilirkişi ön incelemesinin tamamlandığını açıkladı.
Bilirkişilerin “şifreleme yapıldığı net olarak görülmesine rağmen kopya çekme işleminin gerçekleşmediği yönünde bir görüşe vardıkları” öğrenildi.
ÖSYM’nin bu rapordan cesaret alarak sonuçları açıkladığı anlaşılıyor.
Sınavı ne pahasına olursa olsun iptal etmeme inadı acaba daha vahim bir karmaşaya mal olabilir mi?
Akademik çevreler raporu görmeden ve bilirkişileri tanımadan hiçbir tahmin yapılamayacağını söylüyorlar.
Olayı örtbas etmeye çalışanlar matematik testine ait 40 sorunun tümünü yapanların geçen yıldan daha az olmasını sınavı aklayan bir gösterge sayıyorlar.
Oysa hatırlamak lâzım: Şifreleme, kopya şüphesi doğurmayacak biçimde düzenlenmiş, kasıtlı olarak bazı sorulara yanlış cevaplar verilmişti.
Ayrıca birkaç yüz adayı kayıran bir sahtekârlık söz konusu ise bunu açığa çıkarmanın daha da zor olacağını düşünenler az değildir.
Dünkü gelişme, milyonlarca insanın taşıdığı şüpheleri gidermemiştir.
Seçime giderken ağır bedeller ödeteceğini bile bile iktidar, bırakın öğrencilerden yana olmayı, tarafsız bile davranamıyor. Suç ortağı gibi davranıyor.
Sorular geç de olsa cevabını bulacaktır.
Ama yine en ağır bedeli, şaibeli birinci sınavın stresi altında ikinci sınava hazırlanamayan öğrenciler ve aileleri ödeyecektir.
İkinci sınavı da güvenilirliği sıfıra inen Ali Demir’e emanet etmek göreve ihanet suçu işlemektir.
İktidar sahipleri hiç değilse bu meseleye evlât sahibi birer baba gibi yaklaşsınlar!
Köşeyi dönenler
Başbakan “Kanal İstanbul”u açıklarken haksızlık olmasın diye projenin gerçekleşeceği yeri gizli tuttuklarını söyledi.
Yakın çevresinin sır tutma yeteneğine fazla güvenmemeyi öğrenmelidir.
Çünkü bulgular haberi Mısır’daki sağır sultanın bile duyduğunu gösteriyor.
Kanal bölgesinin taşını toprağını altın hale getireceği beklenen yerlerden Yassıören Köyü Muhtarı Celal Tuncer’in söylediklerini dinlemekte yarar var.
Muhtar Tuncer’in telefonu bir süredir hiç susmuyormuş. Emlâkçı ve spekülatörler bölgede “altına hücum” görüntüleri oluşturuyormuş.
Başta bu ilginin sebebini çözememişler.
Çünkü üç ayda arazi fiyatları metrekaresi 30 liradan 80’e çıkmış. Köylü 23 bin dönüm toprağı bu arada satmış ama şimdi uyanmış. Hele açıklamadan sonra kimse alıcılara muhatap bile olmuyormuş.
Eğer bol kazançlı sırlara ulaşma ayrıcalığı kullanmak ayıp bir şeyse -ki öyle olmalı- yatırım yapan da, ona bu fırsatı veren de suçlu ve günahkârdır.
Ahlâki olmayan yoldan yarattığı fırsatı köylülerin bilgisizliğinden yararlanarak değerlendiren cingözleri halkın hiç değilse tanıması iyi olmaz mı?
Kumar gibi
Haberin Devamı

