Kumar...

Haberin Devamı

Türban tartışmalarını AKP kuvvet macunu gibi kullanıyor.
Dikkatler biraz dağıldı ya; hemen kavanozun kapağını açtılar.
Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanı Prof. Üskül devlet ajansına bir demeç vererek fitili ateşledi:
“Öğrenci yurttaştır ve hizmet alandır. Bir öğrenci (türbanlı) tapu dairesindeki işini yapabiliyor, suç işlerse karakola götürülebiliyor ve mahkemeye çıkarılabiliyor. Buralar da devletin kurumları ama devletin üniversitelerine alınmıyor. Burada çelişki var, ortadan kaldırılması gerekiyor.”
Hocam aynı şey mi?
AKP milletvekili Zafer Üskül, bir yandan “Biz kendi anayasamızı yapma peşinde değiliz” derken öbür yandan türban sorununu yeni anayasa ile çözeceklerinin işaretini veriyor.
Neymiş?. Kamuda hizmet verenler türban takamazmış ama hizmet alanlara bir engel konulması insan haklarına aykırıymış.
Oysa üniversite ile tapu dairesi veya karakol arasında benzerlik kurulamayacağını, iş takip etmek için kamu kurumlarına yapılan başvurularla süreklilik taşıyan eğitim ve öğretimin bir tutulamayacağını unutuyor.
AKP’nin böyle durumlarda “Devlet laik olabilir, birey olamaz” diyor...
Bu mugalâtanın (ağız kalabalığı) suyu çıktı, yeter artık. Bireyler de laik olabilir ve dindar laikler hemen her toplumun en saygın bireyleri kabul edilir.
Pusuda bekleyenler
Türban özgürlük sorunu olsaydı, milli mahkemeler ve AİHM onu dinsel ve siyasal simge kabul etmezdi.
Türban yasağı, söylenenin tersine özgürlüğe hizmet ediyor. O yasak, başlarını örtmek istemeyen kızlara, kadınlara “örtün” baskısı yapmak için pusuda bekleyen “devrim muhafızları”nı tutuyor.
Prof. Üskül’ün dediği olduğu andan itibaren hepsi ortaya çıkacak, türban takmayan kız öğrencilere “bahaneniz kalmadı” diye baskı yapacaklardır.
Türban yasağını kaldırmayı, laik rejime yönelik tehdidin zincirlerini çözmek olarak görenler haklı çıkar mı, çıkmaz mı bilmiyoruz.
Ama en garantili yol, üniversiteleri, ülkeyi böylesine riski büyük bir sınava hiç sokmamaktır.
Çünkü bizim laikliğimizi Avrupa’da da kendilerine dert edinenler az değil.
Onlara dert değil
Geçen hafta Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Lagendijk “Fransa Türkiye’den daha mı az laik? Orada başörtüsü ile üniversiteye giriyorlar, Türkiye’de giremiyorlar. Türkiye’deki laiklik tanımının değişmesi lâzım” dedi.
Fransız üniversitelerindeki Müslüman kızların sayı bakımından bir sorun oluşturmayacağını o düşünmedi. Ama Yeşiller Grubu Eşbaşkanı Daniel Cohn-Bendit dostça uyardı: “Laikliği koruyamazsanız AB’ye girme şansınız olmayacak!”
Türkiye’nin laiklik üstüne kumar oynaması Avrupalı siyasetçilerin riski değildir. Çünkü rejimi korursak hoşlarına gider, ama koruyamaz ve AB hedefinden koparsak belki daha bile çok hoşlarına gider.
Tuhaf olan bu kumarı Türkiye’yi yöneten siyasi iktidarın oynamaya heves etmesidir.
Yoksa laiklik ve AB’ye girip girmemek, AKP için de mi dert değil!

DİĞER YENİ YAZILAR