Tarihi diye nitelenen siyasi konuşmalar bu özelliğini genellikle sonradan kazanırlar.
Ya o konuşma etkili olmuş ve bir yıkımı önlemiştir veya dikkate alınmadığı için kurtarıcı olamamış, fırsat heba edilmiştir.
Baykal’ın dünkü konuşması dileriz önleyici özelliği ile tarihe geçen bir konuşma olur.
Askere sivil yargı yolunu açan yasanın iptali için CHP dün Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.
CHP Meclis Grubu’nun bu amaçla yaptığı olağanüstü toplantıdan önce Baykal tespitler, uyarılar, öneriler içeren ve “tarihî” diye nitelenmeye aday olacak kapsamlı, önemli bir konuşma yaptı.
İktidar son hamlesini “askerî vesayetten kurtulma” amacı ile kutsamaya çalışıyor.
Baykal 2002 seçimi ardından iktidarın AKP tarafından devralınması ile başlayan sürecin “yasaklı Tayyip Erdoğan” için özel yasa çıkarılıp Başbakan yapılması ile;
“Laik cumhuriyet ömrünü tamamladı” diyen Ömer Dinçer’in müsteşar, sonra bakan yapılması ile;
Ve Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesi ile bugünlere ulaştığını hatırlatıp sordu:
“Askerler neyi önledi, hangi konularda iktidarı vesayeti altına aldı? Bilmediğimiz bir tehlike mi var?”
Gerçek reformlar
Baykal’a göre Türkiye’nin sorunu askerin değil, Tayyip Erdoğan’ın vesayetidir.
AKP iktidarı “sivil kişilerin askeri kurumlar üzerinde vesayet kurduğu bir rejim oluşturmaya çalışmakta”, tüm eylemlerini bu hedefi gözeterek yürütmektedir.
Baykal “Faşizm askeri bir rejim olmak zorunda değil. Faşizm, askeri kumandası altına almış olan bir sivil hegemonya rejimidir” dedi, bilgi kirliliği ortamında yaşanan sıkıntının da bu olduğunu savundu.
CHP liderinin konuşmasına “tarihi önem” kazandıracak olan şey herhalde “madem AB diyorsun, gel Türkiye’yi gerçek Avrupalı yapalım” çağrısı ardından önerdiği gerçek reformlardır.
Baykal bunun için milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasını, iktidarın Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’ndan elini çekerek yargının bağımsız, vergi idaresinin de özerk olmasını istedi.
“Türkiye’de askeri vesayet olmamalıdır ama Tayyip Erdoğan vesayeti de olmamalıdır. Şu anda söz konusu olan askerî vesayet değil Tayyip Erdoğan vesayetidir” dedi.
İpleri koparmadan
Sıkıntı Baykal’a göre Erdoğan’ın vesayet düzenini yeni alanlara genişletme zorlamasından kaynaklanıyor.
Bu şekilde toplum kesimleri sindirilmektedir. İş dünyasına ve medyaya yönelik baskılar büyük ölçüde amacına ulaşmıştır.
Baykal vesayetin sonuçlarına dikkat çekmek adına şu hatırlatmayı yaptı:
“Çok değil birkaç sene önce çocuklarını arkadaş bursuyla okutan Tayyip Erdoğan, bugün 5 villayı aynı anda alabilmekte, burslu okuyan çocuk gemi sahibi armatör olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu uygulamaları yazan gazetelere her türlü baskı yapılmaktadır. Bugün basınımızda yasak haberler kategorisi vardır.”
Deniz Baykal dün “Bu sese kulak verin” çağrısı yapıyordu.
Ama eleştirilerin dozu, muhatabı olan Başbakan’da, yaptığı çağrıya uyma isteği yaratmayacaktır.
Sorunun özünü kasten harcayıp posası üstünde patinaj yapan siyasi liderler kötü kaderimiz olmasın daha fazla.
Türkiye’ye Avrupa demokrasisini kazandıracak önerileri, ipleri koparacak suçlamalardan arındırarak ve projelendirerek sunmak daha yerinde olur.
CHP’nin amacı, her adımda bağcıyı dövmek olmamalı!
Kulak verin!
Haberin Devamı

