Türkiye ile İsrail ilişkileri, kriz riski taşıyan bir döneme girdi. Dikkatli olmak lâzım. Çünkü bu ilişkiler, iki ülkenin feda edemeyeceği menfaatlerini koruduğu gibi zaten istikrarsız olan bölgenin güvenlik sigortasını da oluşturuyor.
Dünya tehlikeyi, Arap ülkeleri İsrail'in Filistinlilere karşı uyguladığı aşırı güç politikasını sessizce izlerken Başbakan Erdoğan'ın eleştirmesi üzerine fark etti. Aslında bu tepki, birikmiş negatif enerjinin patlaması idi.
Türkiye İsrail'in Irak'taki boşluktan yararlanarak Kürt bölgesinde nüfuz kurmaya çalıştığını seziyordu. Yeterli kanıt olmasa da bu algılama İsrail'e yönelik güveni sürekli aşındırıyordu.
Irak'taki işkence rezaletini ortaya çıkaran gazeteci Seymour Hersh'in New Yorker dergisinde yayınlanan haberi güven sorununu topluma da mal ederek derinleştirmiştir. Amerikalı gazetecinin, İsrailli ajanların Kürtlere komando eğitimi verdiğini iddia etmesi, yangına körük etkisi yaratmıştır.
İsrail'in tatmin edici olmaktan uzak yalanlaması ve Türkiye'den gelen eleştirilere uzun süre kayıtsız kalamayacakları uyarısı, krize giden bir tırmanışın habercisidir.
Kriz mutlaka önlenmeli. Ama bu konuda daha büyük sorumluluk İsrail'indir. Elbette Türkiye, yalnızlık çektiği zor günlerinde Ermeni ve Rum lobilerine karşı İsrail'den ve kontrol ettiği güçlerden gördüğü yardımları unutamaz.
Fakat İsrail de, güvenlik kaygılarıyla dahi olsa Türkiye'nin dostluğunu ve güvenini kaybetmek riskine katlanamaz, katlanmamalıdır.
Düşman bir coğrafyada dost bir Kürt adası oluşturmak İsrail'e cazip gelebilir. Ama bu Türkiye'yi kaybetmeden gerçekleştirilemez.
Ve inşa edilecek hiçbir yapı, Türkiye'nin yerini dolduramaz!
Yapma hocam!
Haber dünkü VATAN'da çıktı. Gazi Üniversitesi'nde rektörlük seçimi öncesi bir "promosyon" başlatılmış.. Seçimden önce 90 hoca yurt dışına gönderilmiş.. Bir parmak bal.. "Devamı seçimden sonra" denmiş..
Seçimde Prof. Rıza Ayhan, 800 fark yaparak rektörlüğü tekrar kazanmış. Belki rektör haberi yalanlar diye bu konuda bir şey yazmak için bir gün bekledim.
Gelmedi.. Sandık giren yere ahlâksızlığın da girmesi bu ülkede kural mıdır? Bilim yuvaları bile ahlâki faziletlerin egemenliğini garanti edemiyorsa, yarınlardan ne bekleyebiliriz?
Üniversite hocaları elbette dünyaya açılmalı. Ama ülkenin parası, ancak bir değer olarak geri dönecek projelerin desteklenmesi için kullanılmalı. Herkese değil, hak edenlere.. Bu yanlış düzeltilmelidir. Üniversite vurgun ve yağma kültürüne hizmet etmemeli.
Bakın Hazreti Ali ne demiş: "Alimin zilleti geminin parçalanması gibidir. Hem kendini, hem başkalarını batırır.."
Krize dönüşmesin!
Türkiye ile İsrail ilişkileri, kriz riski taşıyan bir döneme girdi. Dikkatli olmak lâzım. Çünkü bu ilişkiler, iki ülkenin feda edemeyeceği menfaatlerini koruduğu gibi zaten istikrarsız olan bölgenin güvenlik sigortasını da oluşturuyor
Haberin Devamı

