Krizde suç büyür

Haberin Devamı

Anayasa Mahkemesi, kapatma davasının gerekçeli kararında dikkate değer bir tespit yapıyor:

Dinsel duyarlılıkları sömüren iktidar yüzünden “ekonomik, sosyal ve kültürel temel sorunların siyasetin gündeminde yer alamadığını” belirtiyor. Hatırlayın...

Küresel krizin öncü depremlerle gelişini duyurduğu aylarda Türkiye iktidarın türban yasağını kaldırmak, Kur’an kurslarına giden çocukların yaş sınırını indirmek, imam-hatiplerin önünü açmak için yaptığı zorlamaları, atraksiyonları izliyordu.

Bu hareketin kadrolaşmayı ve yolsuzlukları örtme amacına da hizmet ettiği neden sonra anlaşıldı.

İktidar yakınlarında görülen hızlı zenginleşme, rüşvet anahtarı ile açılan imar rantları derken Deniz Feneri tüy dikti!

CHP lideri Baykal dün, borsadaki değer kaybının yüzde 50’yi aştığını, kredilerdeki daralmanın reel sektörü vurduğunu, “Hamdolsun, kriz bizi teğet geçti” sözünün gerçek olmadığını söylüyordu.

Böyle dönemlerinde ülkenin yöneticileri kılıç balığı gibi çevik olmalı bizimkiler yaralı balinayı andırıyor. Dünyada devlet ve hükümet başkanları uyumuyor, günlük değil anlık tedbirler üretiyorlar.

Bizimkileri “faiz haramdır” ezberinin doğuracağı maliyet mi korkutuyor?

Ekonomi yönetiminin kilitlenmesi daha büyük yıkımlara sebep olabilir o nedenle piyasaları bu “rüzgâra kapılmış” görüntüsünden kurtarmak gerekiyor.

Yolsuzluk, kayırma ve rüşvet, ahlâki çürüme yanında, adaletsiz ağır bir verginin yükünü de yıkar toplumun sırtına.

Baykal’ın dediği gibi yüzlerce işletme bugün çarklarını döndürmek için “can suyu” sayılacak küçük kredilere muhtaçtır.

Ama iki kamu bankası son krediyi Sabah ve ATV’nin satışını bitirmek için verdi. CHP lideri “750 milyon dolarlık bu kredi Başbakan’ın damadının başında olduğu şirkete açılmış kredidir” diyor.

Türkiye’de 2-3 milyon dolarlık finansman ile yaşam desteğine kavuşacak yüzlerce işletme, binlerce esnaf ve sanayici var.

Onlar kepenklerini açık tuttukları sürece evlerine ekmek götürmeye devam edecek on binlerce çalışan var.

Başbakan, CHP liderini “ademe” yani “yokluğa mahkûm” ederek bu vebalin yükünden kurtulamaz.

O yanlışı düzeltecek adımı attığını görmek isteriz!



Daha fazlası olmaz!

Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesini okuduktan sonra iktidar partisi herhalde MHP’nin oyununa gelmeyecektir.

Bilindiği gibi MHP, yüksek mahkemenin yetkilerini daraltıcı bir yasama hamlesi için AKP’ye çağrıda bulunmuştu.

Çağrının kaynağındaki hayal gerçekleşse acaba şimdikinden daha hoşgörülü bir mahkeme yaratılabilir mi?

Ortaya çıktı ki, bundan bir adım daha ötesi, Anayasa yargısının denetimine son vermektir!

Mahkeme AKP’nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğuna 1’e karşı 10 oyla karar vermiş ama kapatma kararı verilmesini uygun bulmamıştır.

AKP’nin tek başına iktidar olması, rejime yönelik riski artırdığı halde kapatma kararı vermeme bahaneleri adeta cımbızla ayıklanmış, türban yasasının iptalinden sonra halkı kışkırtmaması, “iyi hal indirimi” yerine geçecek bir neden olarak değerlendirilmiştir.

Hukuk zorlanmıştır.

Başbakan ve kurmayları herhalde bu durumu takdir edeceklerdir.

Aksi davranışın, bu defa da “hukuk devleti” ilkesinin içini boşaltmaya yönelik bir kasıt sayılacağını ve yine iptal kaderine mahkûm olacağını, umarız birileri onlara söyleyecektir!

DİĞER YENİ YAZILAR